Turkish example sentences with "sürece"

Learn how to use sürece in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Onunla beraber olduğun sürece mutlu olamazsın.

Çok gürültü yapmadığımız sürece oynamaya devam edebiliriz.

Yaşam olduğu sürece umut da olacaktır.

Temiz tuttuğun sürece bu kitabı alabilirsin.

Rüzgarlı almadığı sürece olur.

Tom her zaman öğretmenler kendisine izin verdiği sürece geç saatlere kadar okulda kalır.

Sağlıklı kalabildiğim sürece uzun yaşamak isterim.

Hayat olduğu sürece, ümit vardır.

Saldırılmadığı sürece bir köpek nadiren ısırır.

Diğer bir deyişle, doğal bir sıcaklık olmadığı sürece, güvenilirlik mümkün değildir.

Benimle konuştuğun sürece, iyi, fakat sen durur durmaz, ben acıkırım.

Gerçekleştirmediğin sürece hiçbir şey olmaz.

Onu mutlu eden başka biri olsa da, o mutlu olduğu sürece, bu iyi.

Birbirimizi sevdiğimiz sürece, biz iyi olacağız.

Bunu herkes yapabilir, denedikleri sürece.

Yaşadığım sürece hiçbir şey istemeyeceksin.

Yaşadığım sürece size yardımcı olacağım.

Yaşadığım sürece, hiçbir şey için istemeyeceksin.

Yaşadığım sürece onu asla unutmayacağım.

Yaşadığım sürece nezaketini asla unutmayacağım.

Ben yaşadığım sürece, nezaketini asla unutmayacağım.

Yaşadığım sürece, bir şey istemeyeceksin.

Tom yaşadığı sürece bu hafta sonunu hatırlayacaktır.

Tom çocuklara gürültü yapmadıkları sürece odada kalabileceklerini söyledi.

Tom o kabul ettiği sürece desteğini sürdürmeye kararlıydı.

Kısa sürede geldiğin sürece dışarı gidebilirsin.

Erken dönmeye söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.

Yatakta para kazanamadığınız sürece, yatakta kalmayınız.

Bob'ın üzerine fazla gitmeyin.Bilirsiniz, o, son zamanlarda zor bir sürece rağmen devam etmektedir.

Tom istemediği sürece Mary ile dans etmek zorunda değildir.

Sen mutlu olduğun sürece umurumda değil.

İyiliğini yaşadığım sürece unutmayacağım.

Saat 11'e kadar geri döneceğine söz verdiğin sürece, dışarı çıkabilirsin.

Temiz tuttuğun sürece, sana sahip olduğum herhangi bir kitabı veririm.

Sen burada olduğun sürece, ben kalacağım.

Elinden geldiği sürece yaşamak istiyor.

Yaşadığım sürece sana destek olacağım.

Mutlu olduğun sürece umurumda değil.

Yaşadığım sürece onu bir daha görmeyeceğim.

Burada kaldığın sürece güvendesin.

İstediğin sürece burada kalabilirsin.

Bir çiçek kırmızı olduğu sürece işe yarar.

Yaşadığım sürece seni asla unutmayacağım.

Ucuz olduğu sürece, herhangi bir saat işimi görür.

Elinden geleni yaptığın sürece sana yardım edeceğim.

İstediğin sürece evimde kalabilirsin.

Yaşadığım sürece onu tekrar hiç görmeyeceğim.

Sessiz kaldığın sürece burada kalabilirsin.

Yaşadığımız sürece çalışmaya devam etmeliyiz.

Müslüman değilim. Oruç tutmamalıyım. Ama aynı apartmanda yaşadığım sürece geleneği dikkate almak önemlidir.

Herhangi bir gürültü yapmadığın sürece burada kalabilirsin.

İnsanlar birbirlerine ve ülkesine zarar vermediği sürece neye inanmak istiyorsa ona inanmakta özgür olmalı.

Açık olmadığımız sürece zanlarla hareket ederiz.

Kimsenin ben istemediğim sürece bana dokunmasına izin vermek istemem.

Herkes açık olduğu sürece sorun yok.

Dünya'da savaşlar olmadığı sürece hepimizin mutlu olması normal olur.

Umudun olduğu sürece, bir şans vardır.

Kimse birbirini kandırmadığı sürece herkes özgürce yaşama hakkına sahip olmalı.

Kimseyi kırmadığım sürece canım ne yapmak isterse onu yapmakta özgür değil miyim?

Seni affettim bu sana yaşadığın sürece vicdan azabı olarak kalsın.

Burada kaldığınız sürece güvendesiniz.

Beni beklettiğiniz sürece bekleyeceksiniz.

Beni üzdüğünüz sürece üzüleceksiniz.

İçindeki ihtiras ve kıskançlık sürekli olduğu sürece seninle görüşmeyeceğim.

Ben istemediğim sürece sen gerçeklerimi öğrenemeyeceksin.

İstemediğim sürece sana öğretmeyeceğim.

Yaşadığım sürece seni unutmayacağım.

İş yapıldığı sürece işi kimin yaptığı Tom'un umurunda değil.

Onlar orada olduğu sürece yardım etmeyeceğim.

Cümleler kısa olduğu sürece Google Çeviri oldukça iyi çeviri sunar.

Allah izin verdiği sürece aklıma koyup da yapamayacağım şey yok.

Gördük senin beni yaşadığın sürece desteklediğini, sözlerini tutamıyorsun.

Benim hakkımı yediğini yaşadığın sürece unutmayacağım.

Hoşlandığın sürece burada kal.

Yaşadığı sürece onun iyilikseverliğini unutmadı.

Biz dışarıda olduğumuz sürece bebeğimize bakacak birine ihtiyacımız var.

İstediğin sürece kal.

İstemediğin sürece dansa gitmek zorunda değilsin.

Yaşadığımız sürece çalışmak zorundayız.

Bana böyle davrandığın sürece senin arkadaşın olamam.

Yaşadığım sürece bu toplantıyı zevkle anacağım.

Bana ihtiyacın olduğu sürece burada kalacağım.

Biri yaptığı sürece ona kimin yardım ettiği Tom'un umurunda değildi.

Bekleyebildiğin sürece bekleyebilirim.

Kalabildiğimiz sürece kalacağız.

Tom istediği sürece kalabilir.

İstediğin sürece kalabilirsin.

Umudun olduğu sürece bir şans kalır.

Yaşadığım sürece sana yardım edeceğim.

Denedikleri sürece bunu herkes yapabilir.

Kaldığın sürece kalmayı planlıyorum.

Yaşadığım sürece seni hatırlayacağım.

Sessiz durduğun sürece burada kalabilirsin.

Tom o yapıldığı sürece onun nasıl yapıldığını umursamadı.

Sadece kimse bana onu sormadığı sürece sır saklarım.

Benim çatımın altında yaşamadığın sürece!

Çatımın altında yaşadığın sürece benim kurallarıma göre yaşayacaksın.

Temiz tuttuğun sürece kitabı istediğin kadar kullanabilirsin.

Yaşadığım sürece bugünü unutmayacağım.

Kalmamı istediğiniz sürece kalacağım.

Sen hayatımda olduğun sürece mutluyum.

Also check out the following words: beklenmedik, sonuçlar, alırsanız, kitabı, okumadım, Seninle, birlikte, gitmeliyim, Onun, dolardan.