Turkish example sentences with "tutun"

Learn how to use tutun in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Sağa tutun.

Sizi stetoskop ile dinleyeceğim. Lütfen derin bir nefes alın. Şimdi nefesinizi tutun.

Sırtınızı dik tutun.

Onu daha düşük bir ısıda tutun.

Yağı ateşten uzak tutun.

Kapıyı tutun.

Köpeği dışarda tutun.

Kapıyı açık tutun.

Başınızı eğik tutun.

Kapıyı kilitli tutun.

Odanızı temiz tutun.

Halatı tutun.

Önümüzdeki Pazar gününü boş tutun.

Onu her İki elinizle tutun.

Bir nefes alın ve onu tutun.

Gitmesine izin vermeyin. Sıkı tutun.

Lütfen sırada yerimi tutun.

Küpeşteyi tutun.

İpe tutun.

Korkuluğa tutun.

Beni döngü içinde tutun.

Onu gizli tutun lütfen.

Bu merdiveni sabit tutun.

Nefesinizi tutun lütfen.

Çocukları ilaçtan uzak tutun.

Çocukları göletten uzak tutun.

Çocukları bıçaklardan uzak tutun.

Lütfen bu bilgiyi gizli tutun.

Sıkı tutun.

Onu sıcak tutun.

Onları mutlu tutun.

Bunu aklınızda tutun.

Çocukları içeride tutun.

Tuvaleti temiz tutun.

Onu orada tutun.

Sadece bana tutun.

Beni yakın tutun.

Sözünüzü tutun.

Bana verdiğiniz sözü tutun.

Tom'u güvende tutun.

Tom'u orada tutun.

Motoru çalışır durumda tutun. Hemen döneceğim.

İlacı çocuklardan uzak tutun.

Onu meşgul tutun.

Sıkı tutun yoksa düşeceksin.

Ya hayata tutun ya da ölüme teslim ol.

Nefesinizi tutun! Bu zehirli gaz.

Kulaklarınızı açık tutun.

Silahlarınızı hazır tutun.

Pencereleri açık tutun.

Sınıfınızı temiz tutun.

Gitmesine izin vermeyin! Tutun!

Bizi güncel tutun.

Onları Tom'dan uzak tutun.

Tom'u benden uzak tutun.

Lütfen sıkı tutun.

Ellerinizi hareketsiz tutun.

Gözlerinizi kapalı tutun.

Onu koruma altında tutun.

Kapınızı kilitli tutun ve kimsenin içeri girmesine izin vermeyin.

Tüm ilaçları çocukların ulaşamayacağı ve göremeyeceği yerde tutun.

Buna sıkı tutun.

Lütfen bu kapıyı kilitli tutun.

Not tutun.

Herkesi birlikte tutun.

Bana tutun.

Panik yapmayın, sadece havlunuzu tutun.

Onu içeride tutun.

Onu güvende tutun.

Lütfen sıradaki yerimi tutun.

Bu kuralları akılda tutun.

Onu gözetim altında tutun.

Örtü altında tutun.

Onu beladan uzak tutun.

Tırabzanı sıkıca tutun.

Çabuk, bu ağacın üzerine tutun.

Ateşi bu göletten uzak tutun.

Her zaman iş yerinizi düzenli tutun.

Onları benim için tutun.

Onu benim için tutun.

Onları beladan uzak tutun.

Dikkatli tutun.

Gözlerinizi ardına kadar açık tutun.

Kışın kendinizi canlı tutun.

Evlenmeden önce gözlerinizi sonuna kadar açık tutun ve daha sonra yarı kapalı tutun.

Evlenmeden önce gözlerinizi sonuna kadar açık tutun ve daha sonra yarı kapalı tutun.

Onları basılı tutun.

Bu ilacı çocukların ulaşamayacağı bir yerde tutun.

Beni bunun dışında tutun.

Sigaralarınızı kuru tutun.

Gözlerinizi açık tutun, millet.

Merdiveni sıkı tutun.

Köpeğinizi ağaca zincirlenmiş tutun.

Lütfen bu kitabı el altında tutun.

Onları orada tutun! Şehre girmelerine izin vermeyin!

Her zaman açık tutun.

Diğer öğrencilerle birlikte olmak zorunda olduğumuzu lütfen aklınızda tutun.

Gözlerinizi açık tutun, hızlı olacak.

Lütfen bizi güncellenmiş tutun.

Evinizi sıcak tutun.

Halatı sıkıca tutun.

Also check out the following words: telaşlıydı, ki, konuşmaya, vakti, yoktu, işe, aşina, New, York'ta, yaşıyor.