Turkish example sentences with "konuşurken"

Learn how to use konuşurken in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

İngilizce konuşurken hata yapmaktan korkmayın.

Biz telefonda konuşurken bağlantı kesildi.

Başkalarıyla konuşurken, kollarınız çaprazlama bağlı şekilde onu yapıyorsunuz.

Konuşurken birinin sözünü kesmek kibarlık değildir.

O konuşurken, sanırım ben dalgındım.

İngilizce konuşurken birkaç hata yapmayız.

İngilizce uluslararası bir izleyici kitlesiyle konuşurken, oldukça sık tercih edilen bir dildir.

Onunla konuşurken keyif aldım.

Onunla konuşurken lisanına dikkat etmelisin.

Tom Mary ile o konu hakkında konuşurken rahatsızlık hissetti.

Mary onunla konuşurken Tom gerçekten dinlemiyor.

O konuşurken, resimler aklıma geldi.

O konuşurken çoğunlukla bir konudan diğerine atlar.

Ben John ile telefonda konuşurken, operatör kesti.

Tom Mary'yi yan odada konuşurken duyabiliyordu.

Ben konuşurken sessiz ol.

Biz konuşurken sözümüzü kesti.

Konuşurken sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm.

Siz konuşurken kestiğim için üzgünüm.

O, babamla konuşurken, o onun sözünü kesti.

Mike Yumi ile konuşurken eğlendi.

Tom Mary ile konuşurken keyif aldı.

Konuşurken sözümü kesme.

Ben konuşurken sözümü kesme.

Onunla konuşurken dinlenemem.

O konuşurken onun sözünü kesti.

Lütfen konuşurken sözümü kesme.

İnsanlar konuşurken, sözlerini kesmeyin.

İngilizce konuşurken hatalar yapmaktan korkma.

Ben konuşurken dinle.

Beth'in, insanlar konuşurken onların sözünü kesme gibi güçlü alışkanlığı var.

Uluslararası bir seyirciyle konuşurken, her zamankinden biraz daha yavaş İngilizce konuşmak belki de en iyisidir.

Seni Tom'la konuşurken gördüm.

Ben konuşurken lütfen sessiz ol ve beni dinle.

Konuşurken lafımı bölme.

Onu sık sık İngilizce konuşurken duydum.

Telefonda konuşurken düşünmeden mi konuşurum?

Spontane konuşurken arada bir harfleri neden yanlış söylüyorum?

Spontane konuşurken neden bazı kelimelerin hecelerini yanlış söylüyorum?

Fransızca konuşurken sık sık hatalar yaparım.

Seninle konuşurken bana bak!

Seni birisiyle konuşurken mi duydum?

Birisini konuşurken duydum.

Tom ve Mary konuşurken kulak misafiri oldum.

Tom ile konuşurken dikkatli ol.

Tom konuşurken Mary'nin ona daha çok dikkat etmesini istiyor.

Seninle konuşurken gözlerini benden kaçırma.

İngilizce konuşurken hata yapmaktan korkma.

Ben konuşurken sözümü kesmemenizi dileyebilir miyim?

Rica ediyorum onunla konuşurken sözümü kesmeyin.

Seninle konuşurken ayağa kalk!

Sizinle konuşurken ayağa kalkın.

Başka bir dilde konuşurken gerginimdir.

Ben konuşurken bana bak!

Tom'la konuşurken genellikle hangi dili kullanırsın?

Ben onunla konuşurken beni kesmeyin.

Onunla konuşurken lütfen sözümü kesmeyin.

Çocuklarınız konuşurken onları dinleyin.

Tom'u telefonda konuşurken gördüm.

Mary'yi uzun saçlı genç bir adamla konuşurken gördüm.

Tom Fransızca konuşurken nadiren hatalar yapar.

Konuşurken senin bir resmini çekeceğim.

SenTom'la konuşurken birisi kulak misafiri olmuş olabilir.

Konuşurken bir kitap okuyordum.

Japonlar bile Japonca konuşurken hata yapabilirler.

Ben konuşurken benimle konuşma.

Konuşurken bana müdahale etme!

Ben Tom'la konuşurken lütfen burada bekle.

Tom'u Mary'yle konuşurken gördük.

Amerikan İngilizcesi konuşurken bu formu kullanmamalısın.

İki kişi konuşurken üçüncüye laf düşmez.

Tom Mary adında bir kızla konuşurken basamaklarda oturdu.

Ben konuşurken, oğlum beni hep böler.

Ben sizinle konuşurken ayağa kalkın!

Ben ciddi bir tarzda konuşurken benimle alay etme.

Ben ciddi bir tarzda konuşurken benimle alay etmeyin.

Ben konuşurken oğlum her zaman sözümü keser.

Tom Mary'yi yakışıklı bir adamla konuşurken gördüğünde kıskandı.

Tom Mary'yi Fransızca öğretmeniyle konuşurken gördü.

Tom seninle konuşurken görülmek istemiyor.

Tom Mary ile konuşurken görülmek istemiyor.

Başka biri konuşurken sözünü kesmemelisin.

Hobisi hakkında konuşurken ciddidir.

Otizmli kişiler, birisiyle konuşurken çoğu zaman göz teması kurmazlar.

Bu sabah parkta Tom'u Mary'yle konuşurken gördük.

Tom'un onlar konuşurken insanların sözünü kesme gibi kötü bir alışkanlığı var.

Bayan Gray çocuğa kendisi konuşurken konuşmamasını söyledi.

İnsanlar konuşurken sessiz olmalısın.

Yabancı diller hakkında konuşurken, Fransızca konuşuyor musunuz?

O konuşurken Tom'un sözünü kesmek istemiyorum.

Tom, Mary'yi kendi kendine konuşurken duydu.

Tom muhtemelen Mary'yle konuşurken görülmek istemiyor.

Tom, Mary'yle konuşurken görülmek istemiyor olabilir.

Tom, Mary'yi John'la konuşurken duydu.

Tom, Mary'yi John'la konuşurken gördü.

Sen ve Tom'u konuşurken duydum.

Ebeveynlerinle konuşurken hangi dili kullanırsın?

Portekizce konuşurken Carioca aksanım var.

Tom diğer kadınlarla konuşurken kıskanırdım ama artık kıskanmıyorum.

Ben seninle konuşurken bana bak, seni korkak!

Onlar Pedro'yu sanat öğretmeniyle konuşurken gördüler.

Also check out the following words: AlmaAta, halkı, dostu, yaratalım, Sağlık, lezzet, Lee, Leffingwell, Austin, Konseyi'nin.