Turkish example sentences with "kendi"

Learn how to use kendi in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Mum kendi kendine söndü.

Kendimi kendi tanrım olarak görüyorum.

İyi bir doktor kendi yöntemlerini uygular.

O kendi görüşüne göre inatçı.

Yumi oraya kendi gitti.

O, çocuklarını kendi etrafına topladı.

Onun kendi evi var.

Bebeğin kendi annesine ihtiyacı vardır.

O kendi elmasını soyuyor.

Kendi görüşüme göre, Twitter kuşu dünyamızdaki en kötü kuştur.

Onlar kendi gazetelerini okuyor.

Ona kendi odamı gösterdim.

Bu, onun kendi çizimi olan bir resimdir.

Soğuk Moskova kışlarında kendi başına şapka takmak en iyisidir.

Chris kendi başarısından Beth'in mutlu olacağına emindi.

Kendi yaşamını riske atarak çocuğu kurtardı.

Bazı ülkelerde, birinin kendi işini bile kamuya bırakamaması oldukça saçmadır.

Onu kendi gözlerimle gördüm.

Onu kendi kendime söyledim.

Arkadaşlarını kendi istekleriyle seçmek istiyorlar.

Oğlu Robert'a kendi babasının adını verdi.

Kendi kendine yardım en iyi yardımdır.

Kendi hırsının kurbanı oldu.

Kendi arabasını sürüyor.

O, kendi kendine çalıştı.

Kendi güvenliğine daha fazla dikkat etmelisin.

Aslında tarih, bizim yapmamızdan ötürü bize ait değildir. Uzun zaman önce kendi kendimize sınav yapma süreci ile birbirimizi anlardık, şimdi birbirimizi ailede, toplumda ve yaşadığımız devlette apaçık bir yolla anlıyoruz.

Bu kendi yaptığım bir resimdir.

Çoğu ebeveyn, kendi çocuklarını, dünyada en iyi olarak görüyor.

O, kendi kimliğini açıklamadı.

O, para biriktirmek için kendi planını uygulamaya çalıştı.

Benim kendi deneyimlerinden, hastalık çoğunlukla uykusuzluktan kaynaklanıyor.

O, kendi sınıfında İngilizcede öndedir.

Tanrı dünyamızda yoksa, öyleyse Tanrı'yı kendi ellerimle yaratacağım.

Kendi kendine çalışma ile, vergi muhasebecisi sınavını geçmek mümkün mü?

Akıllı insanlar başkalarının hatalarıyla kendi hatalarını düzeltirler.

İnsanlar genellikle kendi mahremiyetleri pahasına ünlü olurlar..

Bir insan kendi annesini sevmelidir.

Bence herkes biraz pişmanlık ile kendi çocukluğuna geri bakar.

Her insan kendi evinin efendisidir.

Her horoz kendi çöplüğünde öter.

İnsanlar o zaman kendi ağırlığı taşıdı.

İnsanlar genellikle kendi hataları fark etmezler.

Hiç kimse kendi başına kendisi için yaşayamaz.

Tom kendi başına yemek istediğine karar verdi.

Herkesin kendi karakteri var.

Jim kendi görüşünde ısrar ediyor.

Nadiren, kırk yılda bir, kendi başına sinemaya gider.

O, paranın kendi payına düşenini almakta tereddüt etmedi

O, hiç tereddüt etmeden kendi arabasını sattı.

Kendi kendime "Bu iyi bir fikir." dedim.

Bizim kendi ağacımızdan gelen elmalar marketten gelen püskürtülmüş elmalardan çok daha iyi tat veriyor.

George çok kaynaşmaz; o kendi başına kalmayı sever.

Kendi kendine şöyle dedi: Bu operasyon başarıyla sonuçlanacak mı?

" O tekrar olmayacak. "Fortunatus kendi kendine söyledi, ve tekrar birbirlerine at sürmeye başladılar. Bu defa Fortunatus'un mızrağı düşmanına o kadar güçlü rastladı ki o atından bir top gibi uçtu ve yerde ölü yatıyordu.

Problemi kendi başıma çözeceğim.

Büyük anlaşmazlıklara karşı zorlu bir mücadeleden sonra, onlar nihayet şirketi tekrar kendi ayakları üzerinde durdurdular.

Bunu kendi aramızda tutalım, olur mu?

Tom Fen dersinde kendi sınıfındaki herkesten daha iyidir.

Dedem tek başına kaldığında bazen kendi kendine konuşur.

Herkes kendi yaptığıyla övünür.

Bu kendi yaptığım bir köpek kulübesidir.

Rusya Almanya ile kendi barış antlaşması imzaladı.

Üç yüzyıl önce bile, Batı Avrupalıların çoğu hâlâ kendi muhbirlerini kullanıyorlardı.

Kendi başına Meksika'ya gitti.

Kendi başına evde kaldı.

Kendi seçtiğim bir işi bulmayı umuyorum.

Roger şarkı yazmayı seviyordu. Aynı zamanda kendi şarkılarını sahnede söylemeyi de seviyordu.

İki erkek çocuk yemeklerini kendi aralarında pişirdi.

İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.

Meg kendi masasını temizledi.

Öğrenmeniz gereken ilk şey, kendi fikirleriniz üzerinde durmak.

Ancak baş oyuncu kendi hatalarının farkında.

1847 yılında onlar kendi bağımsızlıklarını ilân ettiler.

Vatanseverler kendi milletinin haklarını savundu.

Sen benim tarzımı sevmiyorsan onu kendi tarzınla yap.

Kendi yararı için insanları kullanmayı bırakması için Keiko'ya baskı yaptım.

Annem bana kendi yapımı bir çift eldiven verdi.

Adam kendi başına hareket edemeyecek kadar çok şişman.

Adam kendi adını bile yazamadı.

Adam kendi beynini uçurdu.

Kendi başıma olmak istediğim için firmayı bıraktım.

O, muhtemelen kendi başına mektup yazamaz.

Onun kendi yaptığı bir resim var.

Goethe iddia etti, "yabancı dilleri konuşamayan birisi kendi dilini de bilmez".

Tom kendi gücünü bilmiyor.

Tom kendi gücünün farkında değil.

Hiçbir kuş gereğinden çok yükseğe uçmaz, eğer ki kendi kanatlarıyla uçuyorsa.

Tom beyzbol oynarken kendi havasında.

Tom kendi içinde güvenden yoksundur.

Teksaslılar kendi ordularını organize etmeye başladılar.

O, insanlara kendi dinlerinden dolayı acı çektirdi.

Bir kız için gece geç saatte kendi başına dışarı çıkması güvenli değildir.

Bu benim kendi oluşturduğum bir plandır.

Tom kendi çete üyeleri tarafından öldürüldü.

Tom şu anda kendi başına.

Tom her zaman kendi metoduna sahip olduğu için sinir bozucudur.

Tom ve Mary kendi sorunlarına olası bir çözüm ile geldiler.

Mary bütün elbiselerini kendi diker.

Tom'un sorunu kendi dünyasında yaşamaktır.

Tom kendini uyandırmak için kendi üzerine soğuk su döktü.

Also check out the following words: serin, esinti, niyetindeydi, Garajımdan, çıkamadım, fantastik, topuklarının, yürüyordu, bilmen, gerekirdi.