Turkish example sentences with "de"

Learn how to use de in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Fare burada! Git de kediyi çağır!

Ben de gittim.

Pastaların ikisini de beğenmedim.

İki keki de sevmiyorum.

İkimiz de aynı yaştayız.

Şimdi iyi, ne çok ağır ne de çok hafif.

Eğer "Seni seviyorum" dersen, ben de aynısını sana söylerim.

Onun ne de çok kitabı var!

Google Translate, Ubuntu Çevirileri için yeterince iyi değildir. Ayrıca bu, Ubuntu ilkesine de aykırıdır.

Bir naif tilkisi yoktur. Aynı şekilde, kusursuz bir adam diye bir şey de yoktur.

Naif bir tilki yoktur. Aynı şekilde, hatasız bir adam diye bir şey de yoktur.

Tek bir pakette hem bir telefon hem de bir internet erişimi alın!

O, İngilizce öğrettiği kadar matematik de öğretiyor.

Bugün Almanya'da, Pazartesi günü kundaklamada üç Türk'ün öldürüldüğü Hamburg'un yakınında bir yer de dahil birçok şehirde şiddet karşıtı mitingler gerçekleşti.

Hem Facebook'un hem de Twitter'ın en yaşlı üyesi olan Ivy Bean, 104 yaşında öldü.

Bu kuş ne Japonya'da ne de Çin'de yaşar.

"İngilizce ödevime yardım edecek misin?" "Tabii ki de."

Geleceği varsa göreceği de var.

Manchester United, hem Premier League'de hem de İngiltere'de en başarılı takımlardan biridir.

Çalışmak istemeyen, yemek de yemesin.

Benim bir oğlum ve bir de kızım var. Oğlum New York'ta ve kızım da Londra'da.

Son 100 yılın bilim ve teknoloji ve topluluğun diğer alanlarındaki gelişmeler hayat kalitesine hem avantajlar hem de dezavantajlar getirdi.

İddaa oynamak için iki tane kupon aldım ve ikisinde de kazandım.

Üçümüz de öğrenciyiz.

Biletler, alındığı gün de dahil olmak üzere sadece iki gün geçerlidir.

Eğer herhangi biri bunu yapabiliyorsa, sen de yapabilirsin.

Eğer herhangi biri bunu yapabiliyorsa, siz de yapabilirsiniz.

Kardeşinin sözlüğünün aynısından bende de var.

Ne alışveriş yapacak ne de anneme hoşça kal diyecek vaktim vardı.

İngilizce de Çin'de öğreniliyor.

Emek yoksa yemek de yok.

Ne alışveriş etmek ne de anneme hoşça kal demek için zamanım vardı.

Sadece sen değil aynı zamanda ben de suçlanacaktım.

"Yorgun değilim." "Ben de."

Belki de bana dönersin?

Herkesin hem güçlü hem de zayıf noktaları vardır.

O, jazdan hoşlanır, ve ben de.

O da ben de cazdan hoşlanırız.

O bebek aslında hiç de şirin değil.

İspanyolca dışında İngilizce de konuşabiliyor.

O hem yakışıklı hem de çok zengin.

Sen de İngilizce konuşuyor musun?

Benim babam ne sigara ne de içki içer.

Biri beyaz, ikisi de siyah olmak üzere üç köpeğimiz var.

Hem Magdalena, hem de Ania; Polonyalıdır.

Ayrıca Piotr ve Lech de iyi arkadaşlardır.

Hem Piotr, hem de Lech; Polonyalıdır.

Libusza çok güzel ve akıllı bir kızdır. O yüzden ben de onun en iyi arkadaşıyım.

Ne Ania ne de Magdalena, Justin Bieber'ı seviyor.

Hem Lidia'yı hem de Felicja'yı seviyorum.

Siz de ona önceden diyebilirsiniz.

Siz de ona önceden söyleyebilirsiniz.

İnsanlar bilgisayarı hem oyunlar, hem de iş için kullanırlar.

Başarı ya da başarısızlık ikisi de benim için aynıdır.

Bay Petro ve eşi çocuklarımı çok seviyor; ben de onunkileri çok seviyorum.

Bilim adamı sadece Japonya'da değil, aynı zamanda yabancı ülkelerde de ünlü.

Kardeşlerin ikisi de öldü.

Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.

Çince öğrenmek çok zor gibi görünse de, düşündüğünüz kadar zor değil.

Çince eğitimi zor gibi görünse de, düşündüğünüzden daha kolaydır.

Aynısı benim sınıf için de geçerlidir.

Ebeveynlerimin her ikisi de şu an evdeler.

Ebeveynlerimin her ikisi de ülkede yetiştirildiler.

Ebeveynlerimin de bir çiftliği var.

Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.

Ne ödünç alan, ne de ödünç veren ol.

Eğer biri ararsa, 01:00 de geri döneceğimi söyle.

O hem Fransızca hem de İngilizce konuşuyor.

O, hem İngilizce hem de Fransızca öğretebilir.

O, hem İngilizce hem de Fransızca konuşmaz.

İngilizcenin yanı sıra matematik de öğretir.

Mükemmel kadınlar yoktur, mükemmel erkekler de.

Kardeşlerin her ikisi de dışarıdalardı.

Tom'un yardımcı olacağından kuşkuluyum, ama yine de ona sormalısınız.

Çalar saat beni 7:00 de uyandırır.

Tom İspanyolca konuşuyor, ve Betty de.

Biz her dilin tüm benzersizliğini yakalamak istiyoruz. Ve biz zaman içinde onların evrimini de yakalamak istiyoruz.

Hepimiz gribine yakalandı, ve öğretmen de.

Tom ve kız kardeşi her ikisi de bu üniversitede öğrenciler.

İnsanoğlu değiştikçe dil de değişir.

Annem haber hakkında mutluydu ve ben de öyle.

Annem laleleri çok sever ve kız kardeşim de öyle.

Her ikisi de dışarıya bakmak için pencereye gitti.

Erkek kardeşlerin her ikisi de öldü.

Erkek kardeşlerin her ikisi de hâlâ hayatta.

Fakir olmasına rağmen, o yine de mutluydu.

Cevapların her ikisi de yanlıştır.

Onun hem yetkisi hem de yeteneği var.

Ona gitmemesini rica ettim, fakat yine de gitti.

Sen de, oğlum.

Güvercin ve deve kuşu her ikisi de kuştur; biri uçabilir ve diğeri uçamaz.

Tom gelmedi, Jane de.

Bugün ben de elimden geleni yapmaya çalışacağım.

Tom'a yazdım, ve kız kardeşim de ona yazdı.

Son yaprak düştüğünde, ben de gitmeliyim.

Mm- hm. Ben de öyle düşünüyorum.

Karısı iki çocuğunun yanı sıra şimdi kocasının dedesine de bakmak zorundaydı.

Hem karısı hem de o ondan hoşlanıyorlar.

Her üçü de birbirlerinden nefret ediyordu.

Gözleriniz, Venüs de Milo'nun kolları kadar güzel.

Kompozisyonun yine de en iyisi.

Also check out the following words: media, hastası, bekledik, başlayacağız, çantamızı, taşıttık, mağaraya, sığındık, geçmesini, trompetçinin.