Turkish example sentences with "herkesi"

Learn how to use herkesi in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Onun test sürüşünü geçmesi herkesi şaşırttı.

Herkesi şaşırttın.

Çocuk neşeli gülüşüyle herkesi cezbediyor.

Herkesi memnun etmek zordur.

Ben herkesi hatırladım.

O, herkesi memnun etmeye hevesli.

Onun herkesi rahatlatan alçakgönüllü bir havası vardı.

Onun güzelliği odadaki herkesi cezbetti.

Evim bir köşk olsaydı, tanıdığım herkesi doğum günü partime davet ederdim.

Biz herkesi tehlikeyle ilgili uyarmak için bağırdık.

Tom herkesi memnun etmenin zaman kaybı olacağını söylüyor.

Tom kesinlikle herkesi mutlu olduğuna düşündürmeyi beceriyor.

Onun hikayesi herkesi eğlendirdi.

Tom herkesi beslemeye yetecek kadar yiyecek getirdi.

Onun ölümü herkesi üzdü.

Onun uzun konuşması herkesi sıktı.

O herkesi rahat hissettirir.

Biz herkesi uykuda bulduk.

Gelmek isteyen herkesi davet edebilirsin.

Herkesi memnun edemezsin.

İsteyen herkesi götüreceğim.

O, herkesi çıldırtır.

O, herkesi deli eder.

Tom herkesi çıldırtır.

Gelmek isteyen herkesi davet edeceğim.

Gelmek isteyen herkesi getirebilirsin.

Babam bu dünyadaki herkesi seviyor

Bu okuldaki herkesi tanımıyorum.

Bu okuldaki herkesi tanımam.

Hizmetçilerin çığlıkları herkesi uyandırdı.

Onlar yasaklanmış domuzu kurban etti, ve onu yemeyi reddeden herkesi öldürdüler.

Onun beceriksizliği herkesi sinirlendirmeye başladı.

Sürücü sınavını geçerek herkesi şaşırttı.

Betty herkesi öldürdü.

Bence buradaki herkesi tanıyorsun.

Kimseden öc almak gibi bir niyetim yok herkesi mutlu etmek istiyorum.

Tom herkesi selamladı.

Naptınız etrafımdaki herkesi kiraladınız mı satın mı aldınız?

Herkesi tanıyorsun.

Herkesi olduğu gibi seviyorum siz de beni olduğum gibi sevin eksiklerimin farkındayım tamamlamak için gayret edeceğim.

Herkesi bekleyin.

Herkesi içeri al.

Herkesi dışarı al.

Tom herkesi kurtardı.

Herkesi memnun etmeyi isterim ama ne kadar başarabilirim bilmiyorum.

Kuralları bilmeden herkesi mutlu edeyim dedim, bir ben mutlu olmadım.

Ben başarının anahtarını bilmiyorum ancak başarısızlığın anahtarı herkesi hoşnut etmeye çabalamaktır.

Tom herkesi korkutuyor.

Tom herkesi kızdırır.

Tom herkesi aradı.

Banka soyguncuları Tom hariç herkesi öldürdü.

Tom odadaki herkesi öptü.

Tom herkesi tanıyor.

Herkesi özleyeceğim.

Sanırım partideki herkesi tanıyacaksın.

Partideki herkesi tanıyacağını düşünüyorum.

Bence partideki herkesi tanıyacaksın.

Bana kalırsa partideki herkesi tanıyacaksın.

Senin en ufak yanlışın herkesi sıkıntıya sokabilir.

Zengin de olsalar fakir de olsalar, o herkesi korur.

Herkesi uyarmak için önde koştum.

Herkesi memnun edemezsiniz.

Herkesi buradan çıkarın.

Tom sürücü sınavını geçtiğinde herkesi şaşırttı.

Tom ben dahil herkesi aldattı.

Tom sürekli şikâyetleri ile herkesi rahatsız etti.

Herkesi her zaman mutlu edemezsin.

Küçük bir şehir. Herkes herkesi tanıyor.

Herkesi dinleyeceğim.

Bu ülkede herkes herkesi gözetliyor.

Herkes beni tanıyor da, ben herkesi tanımıyorum.

Herkes herkesi biliyor.

Herkes herkesi biliyor fakat ben Mary'yi bilmiyorum.

Herkes herkesi tanıyor.

Herkes herkesi bilir.

Irk fark etmeksizin herkesi kabul ediyoruz.

Tom salondaki herkesi öptü.

Yüreğiyle konuşan herkesi, yüreğimle dinleyecek kadar duyarlıyım.

Sıkı çalışıp sınıfındaki herkesi yakalamak zorunda.

Tom, anlaşıldığına göre herkesi korkutmuş.

Çocuğun cesareti herkesi şaşırttı.

Bu dünyanın genelindeki iklim değişikliği herkesi endişelendirdi.

Herkesin herkesi dinlediği akılalmaz bir dünyada yaşıyoruz.

Söylemek zorunda olduğum şey, buradaki herkesi ilgilendirir.

Herkesi bana Tom dedirtmeye çalışıyorum.

Küçük bir okul. Herkes herkesi tanıyor.

Herkesi aşağıya getir.

Tom herkesi görmek istiyor.

Tom herkesi seviyor gibi görünüyordu ve herkes onu seviyor gibi görünüyordu.

Görevim buradaki herkesi korumaktır.

Otuz dolar bağış yapması için herkesi ikna ettim.

Zaten herkesi tanıyordum.

Herkesi etkilemek istiyorum.

Herkesi ikna ettim.

Buradaki herkesi tanıdığımı düşünüyorum.

O herkesi memnun etmeye çalıştığı için Jim'in sözlerine güvenemezsin.

Bize yardım etmesi için herkesi ikna ettim.

Yarın sabah 8.00'e kadar herkesi konferans salonunda istiyorum.

Herkesi uyandırmak istemiyoruz, değil mi?

Herkesi kurtaramayız.

Herkesi kurtarmanın hiçbir yolu yok.

Also check out the following words: etti, Bill, kadar, yaşlı, genç, telaşlıydı, ki, konuşmaya, vakti, yoktu.