Turkish example sentences with "oynamayı"

Learn how to use oynamayı in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Sana satranç oynamayı öğreteceğim.

Satranç oynamayı biliyor musun?

Mahjong oynamayı biliyor musun?

Basketbol oynamayı severim.

Ben sana santranç oynamayı öğreteceğim.

Çocuklar sahilde oynamayı seviyorlar.

İsterseniz, ben size satranç oynamayı öğretirim.

Tom'un bizimle kart oynamayı isteyip istemediğini niçin öğren miyoruz?

Kediler güneşte oynamayı severler.

Tom'un tenis oynamayı seven bir kız kardeşi var.

Mike basketbol oynamayı seviyor.

Lucy tenis oynamayı seviyor.

Ellen'da tenis oynamayı seviyor.

Ben golf oynamayı severim.

Ben tenis oynamayı seviyorum.

Beyzbol oynamayı severim.

O, futbol oynamayı sever.

Lucy tenis oynamayı sever.

Kumar oynamayı bırakmalısın.

Sen kumar oynamayı sevmezsin, değil mi?

O günlerde, dama oynamayı severdim.

O, kart oynamayı sever.

Çocuklar dışarıda oynamayı severler.

Tenis oynamayı göze alamam.

Onlar karda oynamayı seviyorlar.

Golf oynamayı bilmiyor.

Oynamayı bırakma.

Lütfen şapkanla oynamayı bırak.

Çocuklar sahilde oynamayı severler.

Yüzmektense tenis oynamayı tercih ederim.

Tenis oynamayı mı yoksa golfü mü tercih edersiniz?

Yüzmeyi ve basketbol oynamayı severim.

Geçen sezon beyzbol oynamayı bıraktım.

Geçen sezon oynamayı bıraktı.

Çocuklar çalışmaktan çok oynamayı severler.

Hafta sonunda tenis oynamayı sevdim.

Yüzmeye gitmektense futbol oynamayı tercih ederim.

Neredeyse bütün Japon erkekleri beyzbol oynamayı sever.

Golf oynamayı severim.

Satranç oynamayı severim.

Çocuklar plajda oynamayı gerçekten çok seviyorlar.

Mary bebeklerle oynamayı seviyor.

Lütfen artık bana oyun oynamayı kesin.

Kumar oynamayı bırakmak zorundasın.

Bana oynamayı kesin ki size yardımcı olayım.

Tom oynamayı durdurdu.

Tenis oynamayı yüzmekten çok seviyorum.

Tom eski bilgisayar oyunlarını oynamayı sever.

Onunla oynamayı sevmiyorum. Her zaman aynı şeyleri yapıyoruz.

Ne tür oyunlar oynamayı seversin?

Büyüdüğümüz için oyun oynamayı bırakmadık; oyun oynamayı bıraktığımız için büyüdük.

Büyüdüğümüz için oyun oynamayı bırakmadık; oyun oynamayı bıraktığımız için büyüdük.

Tom poker oynamayı biliyor.

Tom mahjonk oynamayı biliyor.

Tom mahjonk oynamayı bilmeyi diliyor.

Bilgisayar oyunları oynamayı sever misin?

Satranç oynamayı sana öğreteceğim.

Tom'la tenis oynamayı gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.

Daha önce beyzbol oynamayı denedin mi?

Bana aptalı oynamayı kesmelisiniz.

Futbol oynamayı sever.

Tom köpeğimle oynamayı seviyor.

Dersten sonra futbol oynamayı düşünüyorum.

Benimle oynamayı düşünür müsün?

Tom ve ben ikimizde golf oynamayı severiz.

Kelimelerle oynamayı severim.

Kedinin fareyle oynadığı gibi benimle oynamayı bırak ve bana haberleri aktar.

Bahçede oynamayı seviyorum.

Kediyle oynamayı bırak. Gitmek zorundayız.

Çamurda oynamayı severiz.

Golf oynamayı sever misin?

Kumar oynamayı bıraktım. Çok para kaybediyorum.

Minecraft oynamayı bırak.

Sana satranç oynamayı ögreteceğim.

Tavla oynamayı biliyor musun?

Tom futbol oynamayı sever.

Oyun oynamayı sever misin?

Kumar oynamayı sever ama genelde kaybeder.

Tom profesyonel beyzbol oynamayı hayal ederdi.

Tom bana satranç oynamayı öğretti.

Eğer istersen, sana satranç oynamayı öğretirim.

Raketbol oynamayı tercih eder misin?

Hangisini yapmayı tercih edersin, yüzmeye gitmeyi mi yoksa tenis oynamayı mı?

Kumar oynamayı gerçekten tasvip etmiyorum

Tom bizimle voleybol oynamayı sevmiş olabilir.

Tenis oynamayı bilir.

Tom futbol oynamayı seviyor.

Hem babam hem de erkek kardeşim kumar oynamayı severler.

Hem Tom hem de ben golf oynamayı severiz.

Tom kart oynamayı seviyor.

Tom tenis oynamayı bildiğini söyledi fakat oynamayı sevmiyor.

Tom tenis oynamayı bildiğini söyledi fakat oynamayı sevmiyor.

Tom bana bilardo oynamayı öğretti.

Tom tenis oynamayı bilmediğini söyledi.

Tom yarın öğleden sonra Mary ile tenis oynamayı planlıyor.

Tenis oynamayı asla öğrenmedim.

Oyunlar oynamayı bırakalım.

Poker oynamayı severim.

Oğlum arabalarla oynamayı sever.

Tom sert oynamayı seviyor.

Tom'un Çin dominosu oynamayı bildiği çok uzak ihtimal.

Also check out the following words: Çoğu, erkek, çocuğu, bilgisayar, oyunlarını, cumartesi, pazardı, hamileyim, kulübünün, üyesiyim.