Turkish example sentences with "on"

Learn how to use on in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

Onu on dolara aldım.

Bu köprü on tondan fazlasını taşıyamaz.

Dün on yedinci doğum günümdü.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.

Otobüs on beş dakika içinde istasyona gelecek.

Justin Bieber müzik kariyerine başladığında on dört yaşındaydı.

O önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşında olacak.

O önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşına basacak.

Öğrencilerin öğlen yemeği zamanı saat on ikiden saat bire kadardır.

Öğrencilerin beslenme zamanı on ikiden bire kadar.

Büyük deprem meydana geldiğinde ben daha on yaşındaydım.

O, on dili konuşabiliyor.

Onun on beş dolardan fazla parası yok.

Eski radyomuz için on dolar teklif etti.

Mikey on üç yaşında.

On dakikalık bir başka yürüyüş bizi kıyıya getirdi.

Avrupa Birliği bayrağındaki on iki yıldız, birliğin on iki kurucu üyesini sembolize etmemektedir. O, on iki havariyi sembolize etmektedir.

Avrupa Birliği bayrağındaki on iki yıldız, birliğin on iki kurucu üyesini sembolize etmemektedir. O, on iki havariyi sembolize etmektedir.

Avrupa Birliği bayrağındaki on iki yıldız, birliğin on iki kurucu üyesini sembolize etmemektedir. O, on iki havariyi sembolize etmektedir.

Şimdi sıcaklık sıfırın altında on derece.

Onların on iki çocuğu var.

On kişi kazada hafif yaralandı.

Benim babam sadece on beş yaşında.

Eve ulaştığında saat çoktan on ikiydi.

Yarın on saat çalışmak zorunda kalacağım.

On yaşına kadar Hiroşima'da yaşamıştı.

O, on dil konuşabilir.

On, yirmi, otuz, kırk, elli, altmış, yetmiş, seksen, doksan, yüz.

On yaşındayken gitar çalmayı öğrendim.

On yaşında mısın?

Her on beş dakikada bir kez karıştırın.

On bin yen yeterli mi?

On sekiz yaşındayım.

On taneden fazla kitabım yok.

"Kaç yaşındasın?" "On altı yaşındayım."

On iki çift beyin siniri vardır.

O benimkinin on katı fazla ingilizce kelime biliyor.

1990'dan beri, on bir bayan öğrenci ödülü aldı.

Şu gömlek için sadece on dolar ödedi.

Saat zaten on bir.

Trende on iki saat geçirdim.

Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.

Komite on iki üyeden oluşuyor.

Savaş başladığında biz on yıl boyunca orada yaşadık.

New York Menkul Kıymetler Borsası on günlüğüne kapandı.

Saatim on dakika ileri.

Son on yıldır hastalanmadım.

Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak.

Testi geçebileceğine dair bire on bahse girerim.

Bire on testi geçebilirsin.

Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.

On iki müzisyen bir topluluk oluşturdu.

Seni on yıla mahkûm ediyorum.

Onun fikirleri asla ona on sent kazandırmadı.

Bizim okul eve on dakikalık yürüyüş mesafesindedir.

On aydır Çin'de okumaktayım.

Ben on altı yaşındayım.

On aydır Çin'de okuyorum.

On yıldır görmemiştim.

On bir öğrenci mükafat aldı.

1990'dan beri on bir kız öğrenci ödül aldı.

Saat on bir ve o gelmiyor.

Bir yıl on iki aya sahiptir.

Gel ve saat on birde beni gör.

Son olarak, on iki puan Estonya'ya!

On yıl uzun bir zamandır.

Ania ve Piotr on iki yaşındadır.

Magdalena ve Lech on üç yaşındadır.

On iki, çift bir sayıdır.

Bu şapka on dolara mal oldu.

İki kere yedi on dörttür.

Roger Miller Amerikan Birleşik Devletleri Ordusu'na on yedi yaşında katıldı. Atlanta, Georgia'ya yakın bir üsse gönderildi.

Okulumuz on sınıfa sahiptir.

Çalışan sayısı on yıl içinde iki katına çıktı.

O on yaşındayken yetim oldu.

On bir şişe bira içtin!

O, şimdi on saattir uyuyor.

Tsunami dalgalarının on metre ya da daha az olacağı beklenmektedir.

Noktada on polis memuru vardı.

Her şeyi düşünerek, on yıllık araştırmadan sonra, arkadaşım Slantsy bölgesinden bir kızla evlendi.

Nakavttan on dakika sonra boksör yeniden bilincini kazandı.

Çalar saat on dakika ileri.

Birçok Avrupalı ​​araştırmacılar on dokuzuncu yüzyılda eski Fars edebiyatı eğitimi almasına rağmen, yeni dünya çağdaş edebiyatımıza dikkat etmiyor.

İskoçyalı ve en az on iki yıllık değilse, o zaman viski değildir.

Ders on ile başlayacağız.

Benim arka bahçe on kişiden daha fazlasını barındırabilir.

Yahudiler, İspanyol Engizisyonundan kaçtılar ve on beşinci asırda Osmanlı İmparatorluğu'na sığındılar.

Kazada on iki kişi yaralandı.

Kazada on beş kişi öldü ya da yaralandı.

Kazada on kişi öldü ya da yaralandı.

Kazada yaralanan on beş kişi vardı.

Also check out the following words: Kapıyı, kapatın, Erken, Ortaçağ, cam, üretimi, Roma, teknolojisinin, devamı, mıdır.