Turkish example sentences with "istemiyor"

Learn how to use istemiyor in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.

Yapamaz mısın yoksa istemiyor musun?

Tom'un bu gece Mary ile konuşmayı canı istemiyor.

O suşi istemiyor.

Benim canım çalışmak istemiyor. Onun yerine bir sinemaya gitmeye ne dersin?

O, o konu hakkında konuşmak istemiyor.

Bu kötü havadan dolayı canım dışarı çıkmak istemiyor.

Tom'un ebeveyni Tom ve Mary'nin evleninceye kadar birlikte yaşamalarını istemiyor.

Fen bilgisinde iyi olmasına rağmen, Tom bir doktor olmak istemiyor.

Tom bir yıldan daha fazla Boston'da yaşamak istemiyor.

Tom Boston'da yaşamak istemiyor.

Tom Mary'nin Boston'a gitmesini istemiyor.

Tom asla Boston'u terk etmek istemiyor.

Tom Fransızca çalışmak istemiyor fakat çalışmak zorunda.

Böylesine bir günde canım dışarı çıkmak istemiyor.

Benim bu konuda ona canım bir şey söylemek istemiyor.

Tom çeviri yaparken yardıma ihtiyacı olduğu gerçeğini kabul etmek istemiyor.

Tom, Mary ile konuşmak istemiyor.

Tom, özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.

Tom törene katılmak istemiyor.

Tom herhangi bir riske girmek istemiyor.

Tom ömrünün geriye kalanını hapiste geçirmek istemiyor.

Tom kullanılmış bir motosiklet için 300 dolardan fazlasını harcamak istemiyor.

Tom Mary'nin incitildiğini görmek istemiyor.

Tom, Mary'yi kaybetmek istemiyor.

Tom aptal görünmek istemiyor.

Tom Mary'ye yalan söylemek istemiyor.

Tom Mary'nin gitmesine izin vermek istemiyor.

Tom Mary'nin yüzünü kara çıkarmak istemiyor.

Tom eve gitmek istemiyor.

Tom onu tekrar asla yapmak istemiyor.

Tom TV izlemekten başka bir şey yapmak istemiyor.

Tom yüzmekten başka bir şey yapmak istemiyor.

Tom odasını temizlemek istemiyor.

Tom Mary ile ilişkiyi bitirmek istemiyor.

Tom karıştırılmak istemiyor.

Tom hayal kırıklığına uğramak istemiyor.

Tom Mary'nin çevresinde olmak istemiyor.

Tom sizinle tartışmak istemiyor.

Tom, Mary ile tartışmak istemiyor.

Tom gerçeğin ortaya çıkmasını istemiyor.

Tom burada gerçekleşen aynı şeyi istemiyor.

Tom aynı şeyin tekrar olmasını istemiyor.

Tom merhamet istemiyor.

Tom Mary'nin gitmesini istemiyor.

Tom Mary'nin çok heyecanlanmasını istemiyor.

Tom, Mary'nin karışmasını istemiyor.

Tom yaptığını Mary'nin yapmasını istemiyor.

Tom oğlunun benim gibi yetişmesini istemiyor.

Tom resminin çekilmesini istemiyor.

Tom yiyecek bir şey istemiyor.

Tom herhangi bir sorun istemiyor.

Tom, bunun herhangi bir parçasını istemiyor.

Tom plastikten yapılmış bir ukulele istemiyor.

Tom'un canı eğitim yapmak istemiyor.

Tom'un canı yemek yemek istemiyor.

Tom'un canı yemek pişirmek istemiyor.

Tom kesinlikle sınıf başkanı olmak istemiyor.

O onu demek istemiyor; o sadece rol yapıyor.

Masaru bu rengi istemiyor.

Tom Mary'yi asla tekrar görmek istemiyor.

Tom'un canı şimdi bir şey yemek istemiyor.

Tom'un bu sabah köpeği ile yürümeyi canı istemiyor.

Tom'un bu sabah çalışmayı canı istemiyor.

Tom'un şu anda konuşmayı canı çok istemiyor.

Canım onu istemiyor.

Tom akşam yemeği istemiyor.

Dışarı çıkmak istemiyor musun?

Canım şaka yapmak istemiyor.

Canım yemek istemiyor.

Tom bugün kimseyi görmek istemiyor.

Canım çalışmak istemiyor.

Tom dışarı çıkmak istemiyor.

Canım dışarı çıkmak istemiyor.

Tom geç kalmak istemiyor.

Tom hiç kahve istemiyor.

O açıkça onu demek istemiyor.

Canım şimdi yemek istemiyor.

Bugün yüzmek istemiyor musun?

Tom tek başına gitmek istemiyor.

Canım suşi yemek istemiyor.

O, dondurma istemiyor.

Bugün canım sigara içmek istemiyor.

Bugün canım çalışmak istemiyor.

Canım hiç yemek yemek istemiyor.

Partiye gitmek istemiyor musun?

O, onun Boston'a gitmesini istemiyor.

Şu anda canım dışarı çıkmak istemiyor.

Bu gece canım televizyon izlemek istemiyor.

Hiç kimse benim fikirlerimi dinlemek istemiyor.

Bugünlerde canım dışarı çıkmak istemiyor.

Bu sabah canım dışarı çıkmak istemiyor.

Şu anda canım çok konuşmak istemiyor.

Bu akşam canım dışarıda yemek istemiyor.

Bu gece canım hiç çalışmak istemiyor.

Bu gece canım bir şey yemek istemiyor.

Şu anda canım matematik ödevini yapmak istemiyor.

Üzgünüm fakat canım bugün dışarı çıkmak istemiyor.

O onun pahalı bir nişan yüzüğü almasını istemiyor.

Canım dans etmek istemiyor.

Canım kutlama yapmak istemiyor.

Also check out the following words: alındığı, geçerlidir, okulumuz, anlamayabileceğin, İstediğiniz, dilde, yazabilirsiniz, kongresi, istedim, Fransa'ya.