Turkish example sentences with "bir"

Learn how to use bir in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

Bir davetiye aldım.

Mahjong genellikle dört kişi oynanan bir oyun.

Hayalim çok güçlü bir Mahjong oyuncusu olmak.

Evimin arkasında bir kilise var.

John cebinden bir anahtar çıkardı.

Doğduğum yer olan Nagasaki, güzel bir liman kentidir.

Kızın artık bir çocuk değil.

Yakınlardaki küçük bir kasabada yaşıyordu.

Ummak bir strateji değildir.

Bazen bir kız mıyım diye merak ediyorum.

Bu sadece bir şakaydı.

Erken Ortaçağ cam üretimi Roma cam teknolojisinin bir devamı mıdır?

Irene Pepperberg, Alex adını taktığı bir papağanın önünde yuvarlak bir tepsi tutuyor.

Irene Pepperberg, Alex adını taktığı bir papağanın önünde yuvarlak bir tepsi tutuyor.

Bir gün için bu kadarı yeterli.

Bu tırtıl harika bir kelebek olacak.

Bu tırtıl harika bir kelebeğe dönüşecek.

Bir gece daha kalmak istiyorum. Mümkün mü?

Sırada bir elma var.

Nancy onu bir partiye çağırdı.

Golfün büyük bir hayranıyım.

İyi bir doktor kendi yöntemlerini uygular.

Almanya parlamenter bir cumhuriyettir.

Bir şey değil.

Yakında o bir baba olacak.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.

Bir kılıcım yok.

Siz burada bir öğretmen mi, yoksa öğrenci misiniz?

"Siz bir öğretmen misiniz?" "Evet, öğretmenim."

Sizin bir öğretmen olduğunuzu biliyorum.

Ben dürüst bir insanım.

İşte size bir mektup.

Ne zaman size yazılmış ve anlamadığınız bir şeyiniz varsa, ne yapabileceksiniz, ya beklenmedik sonuçlar alırsanız?

O iyi bir yüzücüdür.

Benim çok iyi bir sözlüğüm yok.

İki yıldır ilk defa bir film izledim.

Amcamın cadde boyunca bir mağazası var.

Auckland, Yeni Zelanda'da bir şehirdir.

Auckland'ın bir milyon nüfusu vardır.

Bu bir sürpriz.

Bir şeyi değiştirmeyecek.

O bir şeyi değiştirmeyecek.

"Teşekkürler." "Bir şey değil."

O bana hırsızlığın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlattı.

Hollanda küçük bir ülkedir.

"O bir kitap okuyor mu?" "Evet, o okuyor."

Bir zaman makinen olduğunu hayal et.

Bir köpeğim var.

Sekreter mektubu bir zarfa yerleştirdi.

Onun iyi bir piyanist olduğunu söylemeye gerek yok

Ben tenis kulübünün bir üyesiyim.

Ne adi bir davranış!

Benim bir sorum var.

Çamaşır makinesi harika bir icattır.

Alma-Ata halkı, haydi çocuk dostu bir şehir yaratalım!

Android bir robot türüdür.

Betty şirin bir kız, değil mi?

Bir taksi çağırdım çünkü yağmur yağıyordu.

Bugün bir sürü ödevim var.

Duvarda bir saat var.

Bir sorum var.

Otele bir taksi çağır.

Masanın üzerinde bir kedi var.

Kötü bir karın ağrım var.

O çalışırken bir kaza yaptı.

Müzede yaşayan bir hayvan yok.

Sana küçük bir şey getirdim.

Dünya güzel bir gezegendir.

Bana bir şarkı söylemeni istiyorum.

Ben bir gece kuşuyum.

O bir kedi değil, köpek.

Yağmur bir hafta sürdü.

O küçük bir tekne ile suda ilerliyor.

Çok susadım. Bir fincan kahve istiyorum.

Bunun gibi bir kamera almak istiyorum.

Burası bir acil.

O bir sürü şey kaybetti.

Bir otel rezervasyonu yaptırmak istiyorum.

Bir çatal eksik.

Kayıp bir bıçak var.

Bir kaşık eksik.

Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.

Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.

Bir yorum eklediniz, çeviri değil. Çeviri eklemek için cümle üzerindeki "あ→а" simgesine tıklayın.

Ona bir kazak satın aldı.

Dorenda gerçekten iyi bir kız. Kurabiyelerini benimle paylaşıyor.

Bu bir postane, şu ise bir bankadır.

Bu bir postane, şu ise bir bankadır.

Bu iyi bir kitaptır ama şu daha iyidir.

Bu bir ev, şu ise camidir.

Hayat mutlak bilim değil, bir sanattır.

Bu tarz bir kanepe almak istemiyorum.

Affedersiniz, yakında bir tuvalet var mı?

Henüz bir şey yemedim.

Tokyo çok büyük bir şehirdir.

Bu kitabı yazan adam bir doktor.

Her öğrencinin bir sırası var.

Onun parası yoktu ve herhangi bir yiyeceği alamıyordu.

Linux ücretsiz bir işletim sistemidir, denemelisiniz.

Amerika'daki her şehrin bir kütüphanesi vardır.

Also check out the following words: Kolların, içirdin, sinirlendirmek, neymiş, saklayamıyormuş, Karpov, merhametli, Hafızamı, kaybetmemi, koyuyorsun.