Turkish example sentences with "beş"

Learn how to use beş in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

Beş köfte istiyorum.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.

O okulu beş yıl önce buldu.

Otobüs on beş dakika içinde istasyona gelecek.

Saat şimdi yedi kırk beş.

Bir, üç ve beş tek sayılardır.

Onun on beş dolardan fazla parası yok.

İstasyondan yürüyerek eve gitmek yalnız beş dakika.

İstasyondan eve yürüyerek gitmek sadece beş dakika alır.

Buraya taşındığımızdan beri beş yıl geçti.

Yağmur beş gün sürdü.

Yaklaşık beş yüz yıl önce onlar Peru'da imparatorluklarını kurmuşlardı.

Beş kilo aldım.

Beş yıldır yeni bir mont almadım.

Ona beş dolar ödedim.

Benim babam sadece on beş yaşında.

Uçak saatte beş yüz kilometre hızla uçar.

Kitap için beş dolar ödedim.

Her on beş dakikada bir kez karıştırın.

Önümüzdeki ay keman çalmaya başlayalı beş yıl olacak.

Lütfen beş dakika bekle.

Dört kere beş 20'dir.

Yüz, iki yüz, üç yüz, dört yüz, beş yüz, altı yüz, yedi yüz, sekiz yüz, dokuz yüz, bin.

O, benden beş yaş küçük.

Beş adam gördüm.

O beş dil konuşabilir.

Bekleme salonunda beş hasta vardı.

Bu cümle kırk beş harften kurulmuştur.

O, beş parasız değil.

Beş kişilik bir aileyiz.

Beş saat onları aradı.

Tom'un treni beş dakika önce ayrıldı.

Ben bir kez daha hava yoluyla gidersem uçakta beş kez uçmuş olurum.

Babam beş yıl önce öldü.

Daha önce beş fabrikada çalıştı.

Ben, beş yıl içinde, ilk kez Yoshida ile görüştüm.

Bana beş gün verin.

Peş peşe beş gün yağmur yağdı.

Biz, beş gün içinde işi tamamlayabilmeliyiz.

Beş itfaiye aracı yangın mahalline aceleyle gitti.

Beş bin yen bu sözlüğü satın almak için yeterlidir.

Beş bin dolar büyük miktarda paradır.

Beş mahkûm yeniden tutuklandı, ancak diğer üçü hâlâ serbest.

Beş kişiden birinin bir araba sahibi olması uzun sürmeyecektir.

Filmi beş kez izledim.

Ne yazık ki yanında sadece beş dolar vardı.

O beş dil konuşuyor.

O beş yaşında iken o şiiri ezberleyebildi.

Sözleşmeyi imzalayarak, beş yıl daha kendimi orada çalışmaya adadım.

Elin beş parmağı var: başparmak, işaret parmağı, orta parmak, yüzük parmağı ve serçe parmak.

Kazada on beş kişi öldü ya da yaralandı.

Kazada yaralanan on beş kişi vardı.

On beş yaşındayken nasıl biriydin?

On beş Ağustos'ta, binlerce insan uçurtmalar uçururlar.

O bebek öğleye kadar beş saat uyumuş olacak.

Ben beş dolardan daha fazlasına sahip değilim.

On beş yaşındayken araba sürmeyi öğrendim.

İnsanlar buradan beş para etmez görünüyor.

O benden beş yıl daha küçük.

Arabayla istasyondan amcamın evine varmak yaklaşık sadece beş dakika aldı.

İstasyondan okula en az beş kilometre idi.

Bu adam en az beş yıldır görme özürlüdür.

2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.

Firma beş kişiyi işten çıkardı.

Komite beş bölüme ayrılmıştı.

Benim iki saat uğraştığım problemi beş dakikada çözdü.

Tom on beş yıldan daha önce ilk eşinden boşandı.

Lütfen beş dakika bekleyin.

Bir insanın hayatında beş trajedi vardır. Ne yazık ki, onların hangileri olduğunu bilmiyorum.

Yaklaşık beş mil.

Ben beş para etmez bir serseriyim.

Atın üzerine beş poundluk bahse girdim.

Otobüs vaktinden beş dakika önce ayrıldı.

Otobüs, beş dakika içinde ayrılacak.

Her on beş dakikada bir otobüs vardır.

Otobüs her on beş dakikada hareket eder.

Bizim tren deprem nedeniyle beş saat süreyle durdu.

Nüfus son beş yıl içinde iki katına çıkmıştır.

O, yirmi yaşına kadar beş kez evlenme teklifi aldı.

O, yirmi beş yaşındayken evlendi.

Bu romanı yazması onun beş yılını aldı.

Biz yaklaşık beş mil yürüdük.

İş yapılır yapılmaz, genellikle beş buçuk civarında, akşam yemeği yemek için eve gelirim.

Geçen yıl benim gelir yaklaşık beş milyon yendi.

Jane'in beş el çantası vardır.

Saatim beş dakika geri kalmış.

Onlar yaklaşık beş yüz yıl önce Peru'da imparatorluklarını kurdular.

Gelecek beş dakika önceydi.

Bir nikel beş kuruş değerinde bozuk paradır.

John beş dakika içinde burada olacak.

Sebebi saatimin beş dakika geri kalmasıydı.

Saatim günde beş saniye ileri gider.

Saatim bir günde beş dakika geri kalır.

Tom beş dakika önce çıktı.

Tom beş yaşındayken dalmayı öğrendi.

Tom beş günde okyanusu geçti.

Kitap on beş dolar tutar.

Genellikle ayda beş dilimden daha fazla pizza yer misin?

Tom günde yaklaşık on beş mil yürüyor.

Tom beş dil konuşuyor ama onların hiçbirinde nasıl nazik olunacağını bilmiyor.

Also check out the following words: ilgilenir, konuşurken, yapmaktan, korkmayın, Sandalyeye, oturabilirsin, Vergiyi, ödemeliyiz, sınıfta, Nerelisin.