Turkish example sentences with "şey"

Learn how to use şey in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Üzülmeyin, her şey düzelecek.

Bir şey değil.

Her parlayan şey altın değildir.

"Teşekkürler." "Bir şey değil."

O bana hırsızlığın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlattı.

Batman hakkında bilmeniz gereken şey, onun süper kahraman olmasıdır.

Hiçbir şey olmadığı görünüyordu.

Sana küçük bir şey getirdim.

O bir sürü şey kaybetti.

Odada eski bir sandalyeden başka bir şey yoktu.

Bu günlerde aklımda çok fazla şey var.

Yapacak çok şey var!

Henüz bir şey yemedim.

O bütün gün oynamaktan başka bir şey yapmaz.

Plastik cerrahi bile çirkinliğiniz için hiçbir şey yapmayacaktır.

Onun ailesi ile ilgili hiçbir şey bilmiyorum.

Bu bir şakadan başka bir şey değildi.

Bana yapacak bir şey ver.

Gözümde bir şey var.

Kız ağlamaktan başka bir şey yapmadı.

Kız ağlamaktan başka bir şey yapmıyor.

Şakadan başka bir şey değil.

Bir şey duyuyorum.

Dinledim fakat hiçbir şey duymadım.

Çalşmak sadece ekonomik yararlar ve maaş için önemli değildir, fakat aynı zamanda sosyal ve psikolojik ihtiyaçlar ve toplumun iyiliği için bir şey yapma duygusu için.

Bir naif tilkisi yoktur. Aynı şekilde, kusursuz bir adam diye bir şey de yoktur.

Naif bir tilki yoktur. Aynı şekilde, hatasız bir adam diye bir şey de yoktur.

Orada herhangi bir şey görebiliyor musun?

Ben insanım, insana dair hiçbir şey bana yabancı olamaz.

Kelebekler hakkında çok fazla şey biliyor.

Buzdolabında içilebilecek herhangi bir şey var mı?

Bir anda iki şey yapma.

Hiçbir şey olmadı.

Tatlı bir şey istiyorum.

Aileniz hakkında hiçbir şey bilmiyor.

Ailen hakkında hiçbir şey bilmiyor.

Bir şey söyleyebilir miyim?

Bilgisayarlar hakkında çok fazla şey bilmiyorum.

Onun çizdiği şey son derece detaylandırılmış ve belirgin, her zaman küçük detaylara ayrılamaz.

Böyle bir şey var mıydı?

Sumo hakkında bayağı çok şey biliyorsun.

Birçok şey Çin'den Japonya'ya getirildi.

Böyle bir şey yapıyor olmaktan çok daha iyisini biliyorum

Kalabalık meydanda korkunç bir şey oldu.

O, kendisinden başka hiçbir şey düşünmüyor.

Bu kitabı her okuduğumda yeni bir şey bulurum.

Onun hakkında her şey griydi.

Özel bir şey değil.

Yiyecek bir şey istiyorum.

Valiz kirli çamaşırlardan başka bir şey içermiyordu.

Yapmanız gereken her şey bu evrakı imzalamaktır.

Yaptığınız şey beni rahatsız etmiyor.

Elektrikli ısıtıcımızla ilgili doğru gitmeyen bir şey var.

Çok fazla şey bekleme.

Bir süredir onunla ilgili bir şey görmedim.

Şekspir'in hakkında az şey bilirim.

Bir şey yiyemeyecek kadar çok heyecanlıyım.

Makas bir şey kesmez.

Dünyada bize iyi ders vermesinden başka hiçbir şey yok.

Yaşayan hiçbir şey havasız yaşayamazdı.

Havasız hiçbir şey yaşayamazdı.

Öğrenim yapmak gerçekten kolay bir şey değildir.

Hava olmasa hiçbir şey yaşayamaz.

Yaşlandıkça sağlığın her şey olduğunu anlamaya başlarsın.

Kasabada ilginç bir şey buldum.

Herhangi birinin öyle bir şey söylediğini asla duymadım.

Bu konu ile ilgili olarak söyleyeceğin bir şey var mı?

Öyle bir şey yapmış olamaz.

Yunan kültürü hakkında çok şey öğrendim.

Onun bizden bir şey sakladığından eminim.

Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı.

Herkes Japonya'da artık asla kötü bir şey olmayacağını umuyor.

Öğretmenden hiçbir şey öğrenmedim.

Onun geçmişi hakkında pek bir şey bilmiyoruz.

Onun bu yıl üniversiteden mezun olamaması gülünecek bir şey değil.

O konuda hiçbir şey yapılmadı mı?

Tatlı bir şey yemek istiyorum.

Onun hiçbir şey söylememesini garip buluyorum.

Bu kutu boş. İçinde hiçbir şey yok.

Neden böyle aptalca bir şey söyledin?

Herhangi bir şey değişti mi?

Dayanamadığım şey, kara tahtada gıcırdayan tebeşirin sesidir.

Çantadan bir şey çıkardı.

Sen gerçekleştirmedikçe hiçbir şey olmaz.

Dünyada birçok iyi şey var.

Herhangi bir şey söyleme!

Bir aydın, seksten daha ilginç bir şey keşfetmiş bir kişidir.

Bir sürü kişi pandispanyayı fırınlanması zor sanmakta, ama yeterince yumurta kullanırsanız hiçbir şey sahiden ters gitmeyebilir.

Batı Cephesinde yeni bir şey yok.

Bir şey içmek ister misin?

Aşkta ve savaşta her şey adildir.

Söylenemeyecek kadar aptalca olan her şey söylenir.

İnsanoğlunun tarih derslerinden çok şey öğrenmemesi tarihin öğretmek zorunda olduğu tüm derslerin en önemlisidir.

Ben çok şey denedim fakat yine de başarısız oldum.

O öyle bir şey yapmış olamaz.

O öyle bir şey söylemiş olamaz.

Öldürmenin dışında bir şey yapacaktır.

Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.

Bu dünyada değişkenlikten başka sürekli bir şey yoktur.

Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.

Eğer yapmadığım bir şey için ailem beni cezalandırdıysa , onlara doğruları söylerdim ve benim masumiyetle ilgili onları ikna etmeye çalışırdım.

Also check out the following words: Bunda, anonim, uzunluğunu, ölçtü, alıştırmayı, görev, Gazetelerdeki, hikayeleri, yalanladı, dağıtarak.