Turkish example sentences with "çalışacak"

Learn how to use çalışacak in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

"Akşam yemeğinden sonra ders çalışacak mısın?" "Evet, çalışacağım."

Yarın çalışacak mısın?

Tom uzaktayken onun yerine kim çalışacak?

Sanırım Tom Mary'yi öldürmeye çalışacak.

Tom işi mümkün olduğu kadar çabuk bitirmeye çalışacak.

Senin önerini kabul etmesi için Tom Mary'yi ikna etmeye çalışacak.

Senin yerine çalışacak birini bulacağım.

Onun çalışacak bir yeri yok.

O istediğini yapmaya çalışacak.

10:00'a kadar çalışacak mısın?

Saat ona kadar çalışacak mısın?

O, Fransızca çalışacak.

Emi İngilizce çalışacak.

Bu çalışacak.

Bu iyi çalışacak.

Şimdi çalışacak.

O çalışacak.

Tom çok çalışacak.

Tom çalışacak.

Yarın çalışacak mısınız?

Umarım bu çalışacak.

Çalışacak oda yok.

Tom beni durdurmaya çalışacak.

Tom bugün o konuda Mary ile konuşmaya çalışacak.

Tom yardım etmeye çalışacak.

Tom zamanında orada olmaya çalışacak.

Tom bu öğleden sonraki toplantıya katılmaya çalışacak.

İşi bitirmek için bütün gece yatmayıp çalışacak mısın?

Onlar seni öldürmeye çalışacak.

Çalışacak bir işim var.

Çalışacak hiçbir yer yok.

Tom kesinlikle beni durdurmaya çalışacak.

Tom onun üzerinde çalışacak.

Tom seni durdurmaya çalışacak.

Çalışacak kadar iyi olduğundan emin misin?

Mutfakta çalışacak yeni insanlara ihtiyacımız var.

Proje nasıl çalışacak?

O iyi çalışacak.

Belki de o çalışacak.

Avukat müşterisinin masum olduğunu göstermeye çalışacak.

Avukat müvekkilinin masum olduğunu kanıtlamaya çalışacak.

Eğer bir konuşma sırasında yabda sosyal bir ortamda uzun bir süre sessizsen, Amerikalılar seni konuşturmaya çalışacak.

Hey, yarın sekizde gerçekten çalışacak mısın?

Yarın sabah otelde çalışacak mısın?

Bu grup çalışacak.

Bu nasıl çalışacak?

Çalışacak başka bir şeyim yok.

Grev sırasında trenlerin % 35'i çalışacak.

O Yusuf çalışacak.

Bu Yusuf çalışacak.

Bu Yusuf ve arkadaşı çalışacak.

O Yusuf ve arkadaşı çalışacak.

Şu belirli kişi çalışacak.

Bu belirli kişiler çalışacak.

Şu belirli kişiler çalışacak.

Keşke bizim için çalışacak Tom gibi insanlara daha fazla sahip olsak.

Karanlık benim yararıma çalışacak.

Benim hâlâ üzerinde çalışacak işim var.

Ders çalışacak.

Ders çalışacak mıyım?

Ders çalışacak mısın?

Ders çalışacak mı?

Ders çalışacak mıyız?

Ders çalışacak mısınız?

Bugün kendimi daha iyi hissediyorum, ancak çalışacak kadar iyi değilim.

Konuşması için çalışacak fazla zamanı yoktu.

Bu gece geç saatlere kadar çalışacak mısın?

Tom onu yapmaya çalışacak.

Tom bunu yapmaya çalışacak.

Tom Mary'nin neden bunu yapmak istemediğini öğrenmeye çalışacak.

Tom Mary'yi kendisiyle dansa gitmeye ikna etmeye çalışacak.

Tom Mary'yi okuldan ayrılmaması için ikna etmeye çalışacak.

Tom muhtemelen onu yapmaya çalışacak.

Tom Mary'nin onu neden yapmak istediğini öğrenmeye çalışacak.

Tom onu yapmak için bir yol bulmaya çalışacak.

Tom kesinlikle onu yapmaya çalışacak.

Tom, Mary'yi onunla evlenmeye ikna etmeye çalışacak.

Tom, Mary'yi ayrılamamaya ikna etmeye çalışacak.

Tom, Mary'yi ona yardım etmeye ikna etmeye çalışacak.

Çalışacak bazı yasal sorunlarımız var.

Tom onu yapmaması için Mary'yi ikna etmeye çalışacak.

Tom Mary'nin bunu neden yaptığını öğrenmeye çalışacak.

Onun için çalışacak birkaç adamı var.

Tom bizimle çalışacak.

Tom Mary ile Fransızca çalışacak.

Tom bugün Fransızca çalışacak.

Tom yardımcı olmaya çalışacak.

Tom birlikte çalışacak.

Tom bugün çalışacak.

Tom sizi durdurmaya çalışacak.

Tom bütün öğleden sonra çalışacak.

Tom yarın Fransızca çalışacak.

Tom muhtemelen bunu yapmaya çalışacak.

Tom bunu bu öğleden sonra yapmaya çalışacak.

Tom, Mary'yi araba sürmeye ikna etmeye çalışacak.

Tom kesinlikle bunu yapmaya çalışacak.

Tom sizi Mary'ye yardım etmeye ikna etmeye çalışacak.

Tom bugün bir ara bunu yapmaya çalışacak.

Tom, Mary'nin neden ayrıldığını öğrenmeye çalışacak.

Tom bugün onun hakkında Mary ile konuşmaya çalışacak.

Tom sizi birkaç gün daha kalmaya ikna etmeye çalışacak.

Also check out the following words: Beklemekten, başka, çare, Odada, tane, pencere, tanıdıkça, seversin, Hastaymış, gözüküyor.