Turkish example sentences with "çıkar"

Learn how to use çıkar in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bütün yollar Roma'ya çıkar.

O, ırkçılığa karşı çıkar.

Sık sık yurtdışına çıkar mısın?

Para harca ve hayatın tadını çıkar!

Dedem her gün yürüyüşe çıkar.

Lütfen yolumdan çıkar mısın?

O, nadiren, kırk yılda bir, karanlık çöktükten sonra dışarı çıkar.

Shinji her gün karanlıktan sonra bir yürüyüşe çıkar.

Davranışını haklı çıkar, haydi, bunların hepsi olduğunda orada olmanı haklı çıkar.

Davranışını haklı çıkar, haydi, bunların hepsi olduğunda orada olmanı haklı çıkar.

Tom ilk kez sahneye çıkar çıkmaz gençler arasında popüler oldu.

Sıcaklıyorsan ceketini çıkar.

Tom her sabah yürüyüşe çıkar.

Tom gizlice dışarı çıkar ve adamlarla birkaç bira içerdi.

Tom pazartesi günü nadiren dışarı çıkar.

Yakında çeşitli çiçekler çıkar.

Can çıkar, huy çıkmaz.

Büyükannem hemen hemen her gün bir yürüyüş için dışarı çıkardı fakat şimdi o nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.

Bu tür sırlar her zaman sonunda ortaya çıkar.

O zorluklarla iyi başa çıkar.

Lütfen şapkanı çıkar.

Gelecek sefer daha iyi bir iş çıkar.

Lütfen gömleğini çıkar.

Çoraplarını çıkar, lütfen.

O, pazar günleri nadiren dışarı çıkar.

Gel benimle birlikte karın tadını çıkar.

Lütfen arabanı buradan çıkar.

Şapkanı çıkar.

Onu kafandan çıkar.

Islak elbiselerini çıkar.

O, odadan çıkar çıkmaz, hepsi kahkahalarla gülmeye başladı.

Sık sık iş gezilerine çıkar mısın?

Oldukça kolay şekilde kontrolden çıkar.

İş için sık sık yurt dışına çıkar.

Evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.

Dergi her hafta çıkar.

İçeri girdiğinde şapkanı çıkar.

Dergi haftada bir kez çıkar.

Tom sık sık Mary ile yürüyüşe çıkar.

O çıkar çıkmaz, banka kapandı.

Çıkar onu buradan!

Bir çıkar yol bulmam lâzım.

Nadiren, kırk yılda bir, şehrin dışına çıkar.

Karanlıktan sonra nadiren, kırk yılda bir, dışarı çıkar.

Babam nadiren, kırk yılda bir, Pazar günleri dışarı çıkar.

Bazen parkta yürüyüşe çıkar.

O, dışarı çıkar çıkmaz, yağmur yağmaya başladı.

Ceketini çıkar ve kendini evinde gibi hisset.

Ceketini çıkar ve kendini evindeymiş gibi hisset.

Odadan çıkar çıkmaz ağlamaya başladı.

Babam genellikle ben yataktayken evden çıkar.

Gösterinin keyfini çıkar.

Biraz ses çıkar!

Ellerini cebinden çıkar.

Haydi çıkar ağzındaki baklayı.

Santigrat dereceyi bulmak için, fahrenhayt ısıdan 32 çıkar, sonra 5/9 ile çarp.

Bu denklemi kullanarak elektrik alanını hesaplarsan sonuç aşağıdaki gibi çıkar.

Dilini dışarı çıkar.

Elbiselerini çıkar.

Çöpü dışarıya çıkar.

Tüm yollar Roma'ya çıkar.

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.

İşten çıkar dedim.

Düşünelim ve kimseyi incitmeden bir çıkar yolu bulalım.

Kedi korktuğunda sandalyenin altına, korkmadığında üstüne mi çıkar?

Ellerini ceplerinden çıkar.

Sağ elini cebinden çıkar.

Sol elini cebinden çıkar.

Gerçekten böyle bir yüze sahip olan kadın müşteri önüne çıkar mı?

Tom her akşam içmeye çıkar.

Çantanın içini dışına çıkar.

Tama bazen kendi başına yürüyüşe çıkar.

Ben kişisel ayrıcalık ve çıkar beklemeden fikirlerimi sunmaya hazırım.

Ben size ilk mesajımı attığımda da bir çıkar beklemedim.

O ceketi çıkar.

Onu çıkar.

Sadece onun tadını çıkar.

Eğer ağzında sakız varsa çıkar.

Ona olan aşkımda çıkar da yoktu.

Seninle olan dostluğum çıkar içermiyordu.

Edinburgh'un tadını çıkar!

Köpeği yürüyüşe çıkar.

O, evden çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı.

Tom genellikle gece dışarı çıkar.

Sanırım çıkar yol yok.

Şimdi bizi buradan çıkar.

Benimle çıkar mısın?

Tom'u buradan çıkar.

Tom'u yolumdan çıkar.

Bütün bunu çıkar beklemeden yaptım.

Tom her sabah duştan çıkar çıkmaz tıraş olur.

Dilini dışarı çıkar ve "aah" de.

Ben senin kadar fesat olmadığım için çıkar beklemeden ne düşündüysem onu yazmıştım.

Tom genellikle okul için yaklaşık 7.30'da yola çıkar.

İstasyondan çıkar çıkmaz sola dön.

Günün tadını çıkar.

Bir çıkar beklemiyorum.

Bana yardım edince ne çıkar sağlayacaksın?

Lütfen külot ve sütyenin hariç tüm elbiselerini çıkar.

Şapkanı odada çıkar.

Adı sık sık hafızamdan çıkar.

Also check out the following words: rezervasyonu, yaptırmak, güvenliğine, hoşlanıyorum, çatal, eksik, bıçak, kaşık, hızlı, konuşma.