Turkish example sentences with "yedi"

Learn how to use yedi in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

On, on bir, on iki, on üç, on dört, on beş, on altı, on yedi, on sekiz, on dokuz, yirmi.

Günde en az yedi saat uyumak zorundayız.

Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.

Saat şimdi yedi kırk beş.

O önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşında olacak.

O önümüzdeki şubat ayında on yedi yaşına basacak.

Yedi dolar, lütfen.

Öğle yemeğini evde yedi.

Dünyada yedi bini aşkın dil vardır.

Yüz, iki yüz, üç yüz, dört yüz, beş yüz, altı yüz, yedi yüz, sekiz yüz, dokuz yüz, bin.

Mısır piramitleri dünyanın yedi harikasından biridir.

Gökkuşağı yedi renklidir.

Aile, akşam yemeğini birlikte yedi.

Birisi bana içtiğin her sigara ömründen yedi dakika alır dedi.

Köpek ayakkabımı yedi.

Ekmeği tereyağıyla yedi.

İki kere yedi on dörttür.

Roger Miller Amerikan Birleşik Devletleri Ordusu'na on yedi yaşında katıldı. Atlanta, Georgia'ya yakın bir üsse gönderildi.

O, üç tane yedi ve yine aynı sayıda yiyebileceğini söyledi.

O sadece 1 değil, 3 armut yedi.

O çok az şey yedi.

Tom gençken, her gün üç yumurta yedi.

Sabahları her zaman yedi civarında uyanırım.

Japonya'da yedi yılı boyunca, ciddi olarak Japonca çalıştı.

Üç ile dördü toplarsanız yedi yapar.

Ben o zaman sadece yedi yaşında bir kızdım.

Gökkuşağının yedi rengi vardır.

O açlıktan öldüğü için bir parça tost yedi.

Aslan tavşanı bir lokmada yedi.

O, akşam yemeğini yedi.

Tom bu sabah sebze çorbası yedi.

Tom son dilim ekmeği yedi bu yüzden Mary'nin yiyecek bir şeyi yoktu.

Tom Mary ile yemeği ummasına rağmen tek başına yedi.

O, şubatta on yedi olacak.

Sadece yirmi yedi kişi hayır oyu verdi.

Yedi polis öldürüldü.

Tom az önce öğle yemeği yedi.

Tom bir zamanlar ucuz bir restoranda yemek yedi ve gıda zehirlenmesi oldu, bu yüzden artık nerede yemek yediği hakkında çok dikkatli.

Tom ikinci fincan kahveyi içti ve bir çörek daha yedi.

Tom beş dakikadan daha az bir sürede üç elma yedi.

Tom tam köşedeki pahalı bir restoranda suşi yedi.

Tom biraz bozulmuş yiyecek yedi ve hastalandı.

Tom benim pastırmalı, marullu ve domatesli sandviçimi yedi.

Tom tabağındaki her şeyi yedi.

Tom beklediğimden çok daha fazla yedi.

Tom dün ilk kez Japon-usulü bir kahvaltı yedi.

Tom bir kase deniz tarağı çorbası yedi.

Yarın doğum günüm ve on yedi olacağım.

Tom çok fazla pamuk şekeri yedi.

Tom çok sayıda jöleli börek yedi.

Tom üç sosisli sandviç yedi.

Tom bütün pizayı tek başına yedi.

Tom tavuğu parmaklarıyla yedi.

Tom biraz baharatlı Hint yemeği yedi.

Tom çabucak yedi.

Tom, sade ve basit bir yemek yedi.

Tom jambonun bir kısmını yedi, ve sonra geriye kalanını buzdolabına koydu.

Tom kahvaltıda gözleme yedi.

Tom sadece üç ya da dört lokma yedi sonra yemeği tükürdü.

Tom öğle yemeği için sadece üç havuç yedi.

Tom bir dilim İsviçre peyniri yedi.

Tom yarım şeftali yedi ve artanını bana uzattı.

Tom yarım paket patates kızartması yedi.

Tom kendi başına akşam yemeği yedi.

Tom yaklaşık bir saat önce akşam yemeği yedi.

Tom yemek masaya konur konmaz yedi.

Tom bütün ekmeği yedi, bu yüzden hiç kalmadı.

Tom yemek istediği her şeyi yedi.

Tom bütün yemeklerini odasında yedi.

Tom tüm bir paket hatmi yedi.

Tom bir kaşık dolusu fıstık ezmesi yedi.

Tom hızlı bir öğle yemeği yedi sonra işe geri döndü.

Tom bir parça sarımsaklı ekmek yedi.

Tom bir sürü dondurma yedi.

Tom bir avuç dolusu kuru üzüm yedi.

Tom tek başına bir düzine çöreğin hepsini yedi.

Midori en çok portakal yedi.

Emily akşam yemeğinde soya peyniri yedi.

Mayuko tüm kurabiyeleri yedi.

Adem'in yasak meyveyi neden yedi?

George kahvaltıda çok peynir yedi.

Şu anda yedi milyarız.

Helen on yedi yaşında .

John çok uzun boylu. O, yaklaşık yedi fit duruyor.

Bir hafta yedi gündür.

Tom bir çanta elma satın aldı ve bir günde bunların üçte birini yedi

Tom aç olamaz. O az önce akşam yemeği yedi.

Yedi gibi görüşürüz.

O onun hepsini yedi.

Şu adam ekmek yedi.

Saat yedi otuzdu.

Kızı doğduğunda, o yedi yıl boyunca Nagano'da yaşıyordu.

O yedi yıl boyunca Matsue'de yaşadı.

Onu çabucak yedi.

O, sadece yağsız et yedi.

Köpeğim ev ödevimi yedi.

Tom istediğini yedi.

Yedi şanslı bir sayıdır.

O, elmanın hepsini yedi.

Tom, Mary ile öğle yemeği yedi.

O zaten öğle yemeği yedi.

Also check out the following words: deneyeceğim, Mutluluk, yaşıyorsun, kimsin, Kore'de, diller, konuşuluyor, Teochewliyim, Hayat, garip.