Turkish example sentences with "kitap"

Learn how to use kitap in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Babam bana yatakta kitap okumamamı söyledi.

Bazıları yalnızca zaman geçsin diye kitap okurlar.

Bu kitap.

Bu kitap okul kütüphanesinin.

"O bir kitap okuyor mu?" "Evet, o okuyor."

Kitap okumak için zamanım yok.

O bana iki kitap ödünç verdi, henüz hiçbirini okumadım.

O bu kitap.

Yediğim zamanda kitap okuyorum.

Masanın üzerinde bir kitap var.

Mary bir kitap kurdudur.

Bu bir kitap.

O, Çin'de bir kitap yazdı.

O, bu kitap.

O, rastgele kitap satın aldı.

Dün gece yatakta kitap okurken, ışık açıkken uykuya dalmışım.

İki tane kitap yazdı.

Benim odamda bir sürü kitap var.

Çok kitap satın aldım.

Bu kitap Tony'ye ait.

Bu kitap Tony'nindir.

Elimde bir kitap var.

Kitap için beş dolar ödedim.

Şu kitap onların.

Bu kitap size ait.

Ben bir kitap okuyorum.

Bir kitap okuyorum.

Nereden kitap alabilirim?

Dün bir kitap aldım.

Kitap enteresan mıydı?

Bu kitap bize iyi bir ekonomi fikri veriyor.

Kitap kolay.

Bu kitap kimin?

Birçok kitap aldım.

Bir kitap okuyordum.

Kitap okumak için kütüphaneye gider.

Bu kitap şairin en iyi çalışmalarından biridir.

Umutsuzluktan dolayı o plana vardık fakat kitap iyi sattı.

O bir kitap okuyor mu?

Bu kitap şairin en iyi eserlerinden biridir.

Bu kitap sana faydalı olabilir.

Okumak için bir kitap istiyorum.

Çocuklar için tasarlanmış kitap yetişkinleri eğlendiriyor.

Bu kitap çocuklara okumayı öğretmek için tasarlanmıştır.

Gençken, okuyabildiğim kadar fazla kitap okumayı denedim.

Bu kitap yıldızlar hakkında.

O her ay en az 10 kitap okur.

Kitap, İspanyolca olarak yazılmış.

Kitap küçük.

Bir kitap görüyorum.

Kitap büyük.

Kitap beyaz.

Bir kitap alıyorum.

Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.

O kitap küçüktür.

Dükkânda bir kitap satın aldı.

Ben üç kitap taşıdım.

Benim kitap okumak için zamanım yok.

Sık sık gece geç saatlere kadar kitap okur.

İngilizce yazılmış bir kitap okudu.

O, çok kitap okumaz.

Amcam bana bir kitap verdi.

Amcam dün bana bir kitap verdi. Kitap bu.

Amcam dün bana bir kitap verdi. Kitap bu.

Bir köpeğin dışında, bir kitap insanın en iyi arkadaşıdır. Bir köpeğin içinde, okumak için çok karanlıktır.

O oturuyordu, kitap okuyordu.

O kadar iyi bir kitap ki onu üç kez okudum.

İlginç olması şartıyla herhangi bir kitap olur.

Masanın altında hiç kitap var mı?

Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap okumalısın.

Okuyabildiğin kadar çok sayıda kitap oku.

Ben bir kitap okuyacağım.

Bu kitap benimki değil.

Ne kadar çok kitap okursan o kadar çok bilirsin.

O zaman bir kitap okuyor muydunuz?

Bir kitap ödünç verdin.

Bu kitap sizinki.

Ne ilginç bir kitap!

Kitap için ödeme yaptın mı?

Sen bir kitap kurdusun.

Aradığım kitap budur.

Ben bir çocukken, sık sık yatakta kitap okudum.

Matsutake mantarlarını tanıma sanatı benim tutkum oldu, bu tutku ona dair bir kitap yazmamla sonuçlandı. .

Kitap hukuk hakkında.

Yakılan her kitap dünyayı aydınlatır.

Bu kitap çok pahalı.

Sen uyurken ben kitap okuyacağım.

Bu eski kitap oldukça demode.

Bu eski kitap 50,000 yen değer.

O, haftada ortalama üç ya da dört kitap okur.

Sadece kitap okumayın. ara sıra dışarı gidin ve biraz egzersiz yapın.

İlginç bir kitap okuyor musun?

İncil senin için neyse bu kitap da benim için odur.

Tom Pazar günleri kitap okumaktan başka hiçbir şey yapmaz.

Onların hepsi iyi, bu yüzden üç kitap seçin.

Şu anda onun okuduğu gibi güzel bir kitap okumalısın.

Öğrenciler televizyon ve çizgi roman yüzünden, çok kitap okumazlar.

Yeni bir baba olarak, ben ilk çocuğuma pek çok kitap verdim.

Masanın üstünde kaç tane kitap var?

Bu kitap, ölümünden sonra yayımlandı.

Yemek yerken bir kitap okurum.

Also check out the following words: Polonyalıdır, anlaşılması, tehlikedeydi, çekyat, ayakkabıları, tamir, Kayak, şeref, doğar, sahiplerdir.