Turkish example sentences with "kadar"

Learn how to use kadar in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.

John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu.

John o kadar sesli konuştu ki ikinci kattan bile duyabildim.

O kadar kötü birisi ki kimse ondan hoşlanmaz.

O bana hırsızlığın ne kadar yanlış bir şey olduğunu anlattı.

Hayat ne kadar garip!

Ne kadar para istiyorsun?

Akşam yemeğin ne kadar lezzetliydi!

Havaalanı ne kadar uzak?

Ne kadar?

Havaalanı otobüsünün havaalanına gitmesi ne kadar sürüyor?

Akşama kadar kadar burada kalabilirsin.

Akşama kadar kadar burada kalabilirsin.

Onun elleri buz kadar soğuktu.

O bir arı kadar meşguldür.

Minnesota'da sivrisinekler leylek kadar büyüktür.

Bir oda ne kadar?

Öğrencilerin beslenme zamanı on ikiden bire kadar.

Yürüyemeyecek kadar çok yorgunum.

Trang, Dorenda kadar güzeldir.

Bu işi yarından sonraki güne kadar bitirmeliyim.

Ne kadar para?

Benim saçım Jane'inki kadar uzun.

Şangay'ın nüfusu Tokyo'nunki kadar büyüktür.

Beşe kadar burada olmalısın.

Kanada'da ne kadar kaldın?

Biz 6 kilometre kadar yürüdük.

Bu gömlek giyemeyeceğim kadar küçük.

O, İngilizce öğrettiği kadar matematik de öğretiyor.

Erkek kardeşim, ben kadar büyük.

O, Fransızca kadar İspanyolca da konuşuyor.

Su, hava kadar değerlidir.

Su, hava kadar kıymetlidir.

Sahra Çölü neredeyse Avrupa kadar büyüktür.

Ne kadar da hızlı koşuyor!

Kızgınsan ona kadar; çok kızgınsan yüze kadar say.

Kızgınsan ona kadar; çok kızgınsan yüze kadar say.

Yaz tatiline hazırlık için ne kadar para biriktirildi?

Bu göl ne kadar derin?

Gitarı ne kadar iyi çalabiliyorsun?

On yaşına kadar Hiroşima'da yaşamıştı.

Onun için ne kadar ödedin?

Kızlar, arılar kadar meşguller.

O gelene kadar burada bekleyeceğim.

Aşama 1. 0.5 litre bitkisel yağı (herhangi bir içyağı veya yağın ve içyağının bir karışımı) yüksek ateşte çömlekte ısıtın, 400 gram doğranmış soğan ekleyin, soğanlar sarı bir renge ulaşana kadar kızartın, sonra da 1 kilogram et (hangi cins olursa olsun) ekleyin.

Köprü ne kadar uzunmuş!

Bu çekyat ne kadar?

Otuza kadar say.

Ona ne kadar inanıyorsun?

Sözlüğü alacak kadar param yok.

Onlar İngiltere'de ne kadar süre yaşadılar?

Çin'e gidene kadar hiç panda görmemiştim.

Fiyatı ne kadar?

Ne kadar aptal!

O aptal erkek arkadaşınla daha ne kadar çıkmaya devam edeceksin?

Nereye kadar dayanabileceğimi bilemiyorum.

Bir bira ne kadar tutar?

Buraya neden bu kadar erken geldin?

Odalar, ayrılış gününde saat on bire kadar boş bırakılmalıydı.

Yeni politikayı benimsemek, bu şirketin şimdiye kadar yaptığı en iyi şeydi.

Yapabildiğiniz kadar sıkı çalışın.

Erkek kardeşim babamın kazandığının yarısı kadar daha az para kazanıyor.

İnekler eve gelene kadar bekleyebilirsin!

Bu kitabı tercüme etmek için ne kadar süreye ihtiyacı var?

Ne kadar kabasın!

Gece geç saatlere kadar oturduğum için, çok uykuluyum.

Tom ilkokul çocuklarının kitaplarını okuyabilecek kadar çok kanji ezberlemiş.

Annem yeteri kadar masum bir halde "Biraz daha bira ister misin?" diye sordu.

Görevi yapabildiğiniz kadar iyi yerine getirin.

Yarın gece yağmur bekleniyor,öyleyse o zamana kadar şemsiyelerimizi bırakalım.

Bu zamana kadar gelmeliydiler.

Havanın o kadar iyi olması tesadüftür.

Öneri geri çevrilemeyecek kadar iyidir.

"Neden bu kadar çok İngilizce çalışıyorsun?" "İngilizce öğretmeni olmak için."

Tom şehirde yaşamaya yetecek kadar para kazanıyor mu?

Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.

Zaferi sonuna kadar tartıştık.

Olmayı hayal ettiğimiz kadar mutlu ya da mutsuz değiliz.

Maskeler polenlerden bile daha küçük sarı kum tozunu ne kadar iyi engelleyebilir ki?Sanırım o polenden oldukça daha fazla baş belasıdır.

O kadar erken kalkamazlar.

Kız kardeşim kadar uzunsun.

Bu şarkı o kadar acıklı ki gözlerimi yaşarttı.

Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz.

Bizimle Beyaz Saray'a kadar gelecek yeni köpek yavrusunu kazandın.

Şu ana kadar Muskogee'de bulundu mu?

Bir şey yiyemeyecek kadar çok heyecanlıyım.

O zamana kadar çoktan ayrılmış olacağım.

Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.

Kadınlar gerçekten oldukça tehlikeliler. Bu konuda ne kadar çok düşünürsem, o kadar çok yüz örtüsünün arkasındaki nedeni anlayabileceğim.

O,tepeye ulaşamayacak kadar çok kısadır

Dün gece hava uyuyamayacağım kadar çok nemliydi.

İlk yardım ekibi gelinceye kadar dayanmaya çalış.

Seyahatimi Sendai'den Aomori'ye kadar genişlettim.

Hikayeye inanacak kadar öylesine aptal değildir.

Zenginlerin fakirler kadar sorunu vardır.

Zenginlerin fakirler kadar sorunları vardır.

Miktarı göz önünde bulundurmaksızın,Brian gelecek haftaya kadar doğru,tam miktar istiyor.

Bu gece geç vakte kadar çalışacağım.

Gerçek olamayacak kadar iyi.

Bana biraz ödünç para verecek kadar nazikti.

Bu benim çözemeyeceğim kadar zor bir problem.

Also check out the following words: uğramış, edebilirsiniz, yeterice, uyuyamadığını, usandığını, gömülmek, canının, yiyemeyeceğini, içebileceğini, yürüyemeyeceğini.