Turkish example sentences with "henüz"

Learn how to use henüz in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Yemek henüz hazır değil.

Henüz bir şey yemedim.

O bana iki kitap ödünç verdi, henüz hiçbirini okumadım.

O zaman, Meksika henüz İspanya'dan bağımsız değildi.

Bu elma henüz olgunlaşmamış.

Henüz ne diyeceğimi bilmiyorum.

O henüz geri gelmedi. Kaza geçirmiş olabilir.

Romanın son sayfasını henüz okumadım.

Bilim adamları henüz kanser için bir çare bulmadılar.

Bu ay henüz yağmur yağmadı.

Oğlum henüz düzenli olarak katılımda bulunamıyor.

Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bir savaşın patlak verdiği Aralık 1941'de henüz doğmamıştım.

"Bir otel odası rezervasyonu yaptınız mı?" "Henüz değil, üzgünüm."

Et henüz hazır değil.

Otobüse binmediğimden dolayı henüz evde değilim.

Henüz gerçeği bilmiyor.

Gelmek için söz verdiği halde Bay Smith henüz dönmedi.

Ondan henüz haberim yok.

Henüz gitmene gerek yok.

Bizim yapay adamız, henüz çok iyi ormanlık alan değil.

Ben, ondan henüz daha büyüğüm.

Sizden henüz bir cevap almadım.

O, yıllar önce ondan kitabı ödünç aldı ve onu henüz iade etmedi.

O, Paris'ten henüz döndü.

Anne henüz akşam yemeğini pişirmedi.

Oh, ben henüz ne yapacağıma karar vermedim.

Johnny sadece birkaç ay önce İspanya'ya taşındı, o henüz İspanyolca konuşmaya alışkın değil.

Onlar henüz burada değil.

Yolculuk henüz başladı.

Beyaz bir köpek evin dışına fırladığında, o kapıyı henüz açmıştı.

Elma henüz olgun değil.

Polis henüz bu korkunç suçu işlemiş kişiyi yakalamış değil.

Gerçek kitabı henüz okumamış olmamdır.

Eğer henüz yemek yediysen, yüzmesen iyi olur.

O gelmek için söz verdi, ama henüz dönmedi.

Oğlum henüz ne okuyabilir ne de yazabilir.

Otobüs henüz gelmedi.

Polinom zamanında bu problemi çözebilecek bir algoritma henüz bulunmadı.

Yeni demiryolu henüz tamamlanmış değildir.

Yeni bir ticaret bölgesi için planlar henüz çalışma aşamasında.

Veri henüz derlenmiş değil.

Bilim adamları kanser için henüz bir aşı bulmadı.

Ben, henüz ne söyleyeceğimi bilmiyorum.

Öğrenciler sorular sormaya başladığında sınıfa henüz girmiştim.

Aslında, henüz hiç mektup almadım.

Onun başyapıtı henüz görünmedi.

Tanrım, bana iffet ve ölçülülük ver, ancak henüz değil.

Hangi yöntemin daha iyi olduğunu henüz tartışmadık.

Benim zamanı henüz gelmedi.

Yaz henüz bitmedi!

Tom çoktan burada, ama Bill henüz gelmedi.

Tom henüz yüzemiyor.

Tom treni kaçırmış olabilir, henüz gelmedi.

Tom henüz Boston'da yaşamıyor.

Tom 2.30'da burada olmayı kabul etti fakat o henüz burada değil.

Sadece ev ödevinizi henüz niçin teslim etmediğinizi merak ediyordum.

Bu dergiyi atma. Ben henüz okumadım.

Tom çok erken geldi ve Mary henüz hazır değildi.

Tom henüz karar vermediğini söylüyor.

Tom gelmek için söz verdi, ama henüz gelmedi.

Henüz yemek yemedim.

İkinci Dünya Savaşı henüz bitmedi.

Ben henüz bugünkü gazeteyi okumadım.

Motor henüz bize hiçbir sorun çıkarmadı.

Tom henüz evlendi.

Saat onu vurduğunda, o ev ödevini henüz bitirmişti.

Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.

Tom Mary'ye işi henüz niçin yapmadığını açıklamak için bir fırsat vermek istedi.

Tom henüz soruna iyi bir cevap öneremedi.

Tom ne zaman gideceğini henüz tam olarak bilmiyor.

Ben henüz satranç oynayamam.

Tom henüz bitirmedi.

Tom henüz bavulunu açıp boşaltmadı.

Tom henüz karar vermedi.

Tom kesinlikle henüz Mary'ye söylemedi.

Tom henüz çok iyi yüzemiyor.

Tom henüz bisiklete çok iyi binemiyor, bu yüzden onun bisikletinin eğitim tekerlekleri var.

Henüz kitabı okumadın mı?

Henüz cevabı bulamadın mı?

Bir karar vermek için henüz yeterli bilgimiz yok.

Üniversiteye mi gideceğimden ya da bir işe mi gireceğimden henüz emin değilim.

Onun niçin henüz burada olmadığını anlayamıyorum.

Postacının henüz gelmemesi tuhaf.

Bu ay henüz raporu teslim etmedi.

Şimdi bundan bahsetmek için henüz çok erken.

Ted beni aradığında, ev ödevimi henüz bitirmiştim.

Jiro New York'tan henüz geri gelmedi.

John henüz gelmedi, ancak o gelirse, seni ararım.

Grace henüz gelmedi.

Mary henüz başlamadı.

Ken henüz arabayı yıkamadı.

Robert toplantı için henüz geç kalmadı.

Jim henüz evde değil.

Jim henüz gelmedi.

Jim henüz yolun sol tarafında sürmeye alışkın değil.

Kate henüz varmadı mı?

Tom henüz bir araba süremiyor.

Tom'un henüz istediği arabayı almak için yeterli parası yok.

Tom henüz onun hepsini hallettirmiyor.

Tom henüz detaylardan hiçbirini bilmiyor.

Tom onu henüz bilmiyor fakat işten çıkartılacak.

Also check out the following words: yıllarını, harcamak, Tokyo'dan, meydanında, Doğuştan, rehin, Evimde, bırakmıştım, paylaşıyorum, Pasaportunu.