Turkish example sentences with "duydum"

Learn how to use duydum in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Onun geçen aydan beri hasta olduğunu duydum.

Onu radyoda duydum.

Depremden sonra komşularımın dehşetini duydum.

Onun buraya geldiğini duydum.

Haberi söylentilerden duydum.

Birisinin kapıyı çaldığını duydum.

Ben sık sık onun bu şarkıyı söylediğini duydum.

Ben sıradışı bir ses duydum.

Onların Yeni Zelanda'dadaki tüneller ile ilgili çok sayıda sorunları olduklarını duydum.

Kapının kapandığını duydum.

Birinin kapıyı çaldığını duydum.

Birinin adımı seslendiğini duydum.

Ben, birinin arkadan adımı seslendiğini duydum.

Birinin ıslık çaldığını duydum.

Kalabalıkta birinin adımı seslendiğini duydum.

Birinin çığlık attığını duydum.

Birinin anneme haberi söylediğini duydum.

Uzun zamandır görüşmedik. İşini tekrar değiştirdiğini duydum.

Tom'un dün gece geç saatlere kadar çalıştığını duydum. Doğru mudur?

Ben, yakalanmadan önce Tom'un yıllardır Amerika'ya uyuşturucu ticareti yaptığını duydum.

Dün gece, Tom'un odasından gelen garip bir ses duydum.

Tavan arasında bir gürültü duydum gibi geliyor.

Ben, kızın yardım için ağladığını duydum.

Ben erkek çocukların şarkı söylediğini duydum.

Dün harika bir hikaye duydum.

Ben haberi radyoda duydum.

Ben bir genç kızın yardım çağrısı yaptığını duydum.

İstasyonun önünde kalabalıktaki birinin benim adımı seslendiğini duydum.

Onun konserde şarkı söylediğini duydum.

Ben sık sık onun trompette melodi çaldığını duydum.

Ben şimdi bir silah sesi duydum.

Tom'un derste horladığını duydum.

Tom'un zengin bir kadınla evliliğini duydum.

Hey Tom, dedikodu vasıtasıyla senin Susie ile çıktığını duydum. Tebrikler.

Bunun bizim yirmi yıl içerisinde yaşadığımız en soğuk kış olduğunu duydum.

John'un Bay Brown ile konuştuğunu duydum.

Tom'un Mary'den ayrıldığını duydum.

Tom'un eskiden uyuşturucu satıcıları ve katillerle takıldığını duydum.

Tom'un polise teslim olacağını duydum.

Bir erkek sesi duydum ve onun Tom'unkine benzediğini düşündüm.

Senin hakkında duydum.

Kazandığını duydum. Tebrikler!

Muhtemelen bir yerlerde onu duydum.

Oğlunuz öğrenci hareketi içinde yer aldı, ben duydum.

Tom'un karısı kadar iyi ya da daha iyi yemek pişirebildiğini duydum.

Robert'n hasta olduğunu duydum.

Bob ve Lucy'nin ayrıldıklarını duydum.

Nancy'nin çok güzel olduğunu duydum.

Owen'la aranızın iyi olmadığını duydum.

Jill'in piyano çaldığını duydum.

Carol ve Will'in ayrıldığını duydum.

Mary'nin boşanmak istediğini duydum.

Onun dışarı çıktığını duydum.

Onun şarkı söylediğini duydum.

Ben kapının açıldığını duydum.

Ben zilin çaldığını duydum.

Ben tuhaf bir gürültü duydum.

Hikayeyi duydum.

Adımın çağrıldığını duydum.

Bir kadının çığlık attığını duydum.

Onun öldüğünü duydum.

Onun hakkında her şeyi duydum.

Bir yardım çağrısı duydum.

Onun bir şarkı söylediğini duydum.

Garip bir ses duydum.

Tom'un kapıyı açtığını duydum.

Dün akşam, annemle babamın fısıldaştıklarını duydum.

Arkamda bir gürültü duydum.

Onu daha önce duydum.

Sizin hakkınızda çok şey duydum.

Senin hakkında sık sık duydum.

Ön kapının çarptığını duydum.

Kapıda bir vurma sesi duydum.

Ben Jill'in piyano çaldığını duydum.

Hatamdan pişmanlık duydum.

Yaprakların hışırdadığını duydum.

Savaş sesi duydum.

Okul zilinin çaldığını duydum.

Küçük bir kızın ağladığını duydum.

Amcamın kanserden öldüğünü duydum.

Yatak odasında bir gürültü duydum.

Onun merdivenlerden aşağı gittiğini duydum.

Onun, odadan çıktığını duydum.

Ön kapı zilinin çaldığını duydum.

Bir kez onun piyano çaldığını duydum.

Onun, odasında şarkı söylediğini duydum.

Bu şarkının Fransızca versiyonunu duydum.

O şarkının Fransızca söylenildiğini duydum.

Onun alt kata geldiğini duydum.

Çocukların mutlu seslerini duydum.

Bu şarkıyı daha önce duydum.

Dün gece akşam yemeği için biftek yediğini duydum.

Kulak misafiri olmak istemedim ama tesadüfen duydum.

Ben felçli bir adamın kurtçuklar tarafından canlı canlı yenildiğini duydum.

Bir kadının öğle yemeğini yediği için bir adamı bıçakladığını duydum.

Güney Amerikalı bir kampçının bir anakonda tarafından yenildiğini duydum.

Köpeğinizi her gün belirli bir zamanda beslemenin en iyisi olduğunu duydum.

Bir şey duydum.

Bir yardım çığlığı duydum.

Telefonun çaldığını duydum.

Ben o şarkıyı daha önce duydum.

Also check out the following words: uyuruz, yaşamaya, alışkın, oynardık, oynardı, mesafe, yürümeye, boyluyum, 1979'da, Defterimi.