Turkish example sentences with "değil"

Learn how to use değil in a Turkish sentence. Over 100 hand-picked examples.

Bu gemi okyanus yolculuğu için uygun değil.

Sporu rekabet için değil zevk için yapıyorum.

John Bill kadar yaşlı değil; çok daha genç.

Birini tanıyorum da ötekini değil.

Kızın artık bir çocuk değil.

Elektronik sigaradan çıkan duman miktarı hiç fena değil.

Büyük bedenimiz var, ama o renk mevcut değil.

Bir şey değil.

Doktor olarak iyi değil.

Bu önemli değil.

"Teşekkürler." "Bir şey değil."

Dün cumartesi değil, pazardı.

Yemek henüz hazır değil.

Betty şirin bir kız, değil mi?

O benim, onun değil.

O bir kedi değil, köpek.

Bugün hava rüzgârlı, değil mi?

Bir yorum eklediniz, çeviri değil. Çeviri eklemek için cümle üzerindeki "あ→а" simgesine tıklayın.

Hayat mutlak bilim değil, bir sanattır.

Dünyayı değiştiren iletişimdir, bilgi değil.

Bu oda uyumak için uygun değil.

Bu iyi bir gazete, değil mi?

YouTube güzel bir web sitesi değil.

Bu kayıt cihazı yeni değil.

Bu teyp yeni değil.

Bu kasetçalar yeni değil.

Önemli değil.

Bu ucuz değildi, değil mi?

Saatim doğru değil.

Önemli olan ne okuduğun değil onu nasıl okuduğundur.

O şimdi evde değil.

O bir kimyager değil ama o bizim arkadaşımız.

O gerçekten zeki, değil mi?

O sahiden zeki, değil mi?

O gerçekten akıllı, değil mi?

O sahiden akıllı, değil mi?

O bir doktor değil.

Altmış yaşındaki birine değil altı yaşındaki birine sorun.

O onun, değil mi?

O onun İngilizce öğrenmesi için kolay değil.

Şakadan başka bir şey değil.

Zengin olmasına rağmen mutlu değil.

Bu benim işim değil.

Bu gemi okyanuslarda yolculuk yapmak için uygun değil.

Twitter yeterince iyi değil.

Benim memleketim Silikon Vadisi değil.

Mark Zuckerberg teist değil ateisttir.

Onun kitabı sadece İngiltere'de değil, Japonya'da da ünlü.

Doğum kontrolü için bir prezervatif kullandın, değil mi?

Pazar günü okula gitmiyorsun, değil mi?

Alain, evliliğinden mutlu değil ya da memnun.

Ama kahve iyi değil.

O içeride değil.

Tatoeba Project'in hedefi çok fazla cümle olması değil, tüm cümlelerin tüm dillere çevrilmesidir.

Bay Tanaka bir doktor, değil mi?

Yazılımım Windows ile uyumlu değil.

Bıçak keskin değil.

Bu bir cümle değil.

O uzun boylu değil.

"Person"ın çoğul hali "persons" değil "people"dır.

O, tatili sırasında bile asla çevrimiçi değil.

Çok enteresan yerler biliyorsun, değil mi?

Çok ilginç yerler biliyorsun, değil mi?

Aslında Marie Curie Fransız değil, Polonyalıdır.

Kelimesi kelimesine direkt çeviriler değil, doğal görünen çeviriler istiyoruz.

Kızın artık bir kız değil.

İngilizce çok zor, değil mi?

Harika, değil mi?

O, tümüyle cümlelerle ilgilidir. Sözcüklerle değil.

Dekorasyon kötü değil.

Bu ev yakında, iki yatak odası ve bir oturma odası var, ve dekorasyonu kötü değil; ayda 1500.

Öğle yemeğini yedin, değil mi?

Bu soğuk değil, sıcak.

Bugün hava çok sıcak, değil mi?

Masuru bu işi bir saatte bitiremez, değil mi?

Bu doğru değil.

Şarkıcı sadece Japonya'da değil, aynı zamanda Avrupa'da da ünlü.

Özel bir şey değil.

Güzel, gece çok uzun, değil mi?

O iyi bir insan değil.

Benim için, bu bir problem değil.

İngilizce zordur, değil mi?

Artık yalnız değil.

Şu anda istediğim para değil, fakat zamandır.

"Bir otel odası rezervasyonu yaptınız mı?" "Henüz değil, üzgünüm."

Et henüz hazır değil.

O, öyle bir aptal değil fakat onu anlayabilir.

Işıklar açık değil.

Jim bir avukat değil fakat bir doktordur.

Makas keskin değil.

Buraya ne zaman geldiği kesin değil.

İskoç Galcesi çok enteresan, değil mi?

İskoç Galcesi çok ilginç, değil mi?

Sadece sen değil aynı zamanda ben de suçlanacaktım.

Onun ne yapacağını tahmin etmek mümkün değil.

Yakışıklı mıyım yoksa değil miyim?

Cevap verip vermemem önemli değil.

O, beş parasız değil.

Patronum benim TPS raporlarımdan memnun değil.

Dünün aksine bugün hava hiç sıcak değil.

Defter senin değil, onundur.

Also check out the following words: ertelememizin, doldurmamın, götürmenin, önermeye, torunumun, Polyphemus'un, Neptün'ün, patladığı, karşılayacağız, ağlamayan.